KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2012/15116 E., 2013/2017 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
1-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin 1. fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde, taşınmazın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler ve uygulanacak kapitalizasyon faizi yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır.
Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış, sadece mahalli bilirkişilerce taşınmazın sulanabilir arazi olduğu beyan edildiği halde; bilirkişi kurulu asıl ve ek raporunda, taban suyu seviyesinin yakın olduğu, 7-8 metreden su çıktığı, asfalt çalışması yapılmadan önce davalının kuyudan motopompla sulama yaptığının mahalli bilirkişi tarafından beyan edildiği, halen 100-150 metre uzaklıktaki derede su ve ağaçların bulunduğu ve sulanabilir arazi olduğu gerekçesiyle sulu arazilerde uygulanan ürün münavebesi ile buna uygun kapitalizasyon faizi esas alınarak değer biçilmiştir.
Bilirkişi raporunda belirtilen sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yapılan sulamanın başkasının taşınmazındaki bir kuyudan yapılıyor olması durumunda bu sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir irtifak hakkı kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar da ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden,
pompalama ile sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına eklenmesi gerektiği düşünülmeden, düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması,
2-Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarında, bir yılda çift ürün alınabilen yörelerde dahi bu ürünlerin hazırlık ve yetişme süreleri dikkate alındığında bir yılı aşan süre gerektiği de gözönünde bulundurularak, genellikle iki yılda üç ürünün münavebeye alınması suretiyle değerlendirme yapılması kabul edildiğinden, bu durum gözetilmeden hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda 6 yılda 9 ürün münavebesi üzerinden değerlendirme yapılması,
3-Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre; özel bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede, münavebeye alınacak ürünler için o yer il/ilçe gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğünün dekar başına ortalama verimine, üretim giderine ve toptan satış fiyatına ilişkin verilerinin esas alınması gerekir. Buna göre dava konusu taşınmazın değerlendirilmesinde Tarsus Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğünün 2011 yılına ait verileri esas alınması gerekirken, ... Köyüne ait lokal verilere göre bedel belirlenmesi,
4-Tapu kaydındaki mevcut şerhin tespit edilen bedele yansıtılmaması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece; açıklanan nedenlerle gıda, tarım ve hayvancılık ilçe müdürlüğünden dava tarihi (yılı) itibariyle münavebeye alınacak ürünlerin sulu ve kuru şartlardaki verilerini gösterir listeler getirtilerek, gerekirse yerinde yeniden keşif yapılıp hakimin gözlemi de tutanağa geçirilmek suretiyle bilirkişi kurulunca taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı açıkça araştırılıp saptanmalı, taşınmazın sulu tarım arazisi olduğunun belirlenmesi halinde yukarıda 2. bentdeki açıklamalar da dikkate alınarak taşınmazın değeri hesaplanmalı, susuz olduğunun tespiti halinde ise buna uygun ürün münavebesi ile kapitalizasyon faizinin %6 oranında alınmak suretiyle değer belirlenmeli ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2012/15116, K. 2013/2017, 18 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama