KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2012/8219 E., 2012/9774 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi sıfatıyla
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, babalığın tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı, ... ile evlilik dışı beraberliklerinden 18.01.2006 doğumlu ...ın doğduğunu, ...'ın 25.07.2005 tarihinde öldüğünü belirterek babalığın tesbitini istemiştir.
Türk Medeni Kanununun 301. maddesi uyarınca çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. 342.maddesinde ise ana ve babanın velayetleri çerçevesinde çocuklarının yasal temsilcileri olduğu düzenlenmiştir.
Ana açtığı davada, evlilik dışı ilişkisinden doğan çocuğunun babasının belirlenmesini, davalı ile çocuk arasında soybağının hükümle kurulmasını istediğine göre, davanın çocuk adına ve onu temsilen de açıldığının kabulü gerekir.
Türk Medeni Kanununun 337.maddesi uyarınca evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğun velayeti anaya ait ise de, kanun koyucu, babalık davasında ananın her zaman çocuğun yararına davranmayacağı ilkesinden hareket ederek aynı yasanın 301/3 ve 426/2 maddesinde küçük için kayyım tayin edilmesini ve davanın Cumhuriyet Savcısı ile Hazineye; ana tarafından açılmışsa kayyıma, kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbarını öngörmüştür. Böylece yargılamada ana ve babanın çocuk aleyhinde birleşmeleri ve onun zararına bir durumun doğumu önlenmek istenmiştir.
Mahkemece; baba olduğu iddia edilen şahsın ölü olması nedeniyle mirasçılarının davaya dahil edilmesi, nüfus idaresine husumetin düşmeyeceğinin gözetilmesi, küçüğe vesayet makamınca kayyım tayin ettirilmesinin sağlanması, tüm ilgililere dava ihbar edilerek katılmalarına imkân hazırlanması ve gösterdikleri takdirde delilleri de toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2012/8219, K. 2012/9774, 20 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama