KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/11487 E., 2013/12384 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
368 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, davacıların babasının ... Gencer olduğunun tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların annesi ... ile davalıların miras bırakanı ...in 1980 de evlenip 1985 yılında boşandığını, boşanma sonrası birlikte yaşamın nikahsız olarak devam ettiği sırada davacıların olduğunu, daha sonra 17.12.2009 tarihinde tarafların yeniden evlendiklerini, ancak çocukların nüfusa tescil edilmediğini belirterek davacıların babasının ... olduğunun tespiti ile nüfusa tescili istenmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 292. maddesinde "Evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının birbiriyle evlenmesi halinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olur.”, 293. maddesinde ise “Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra, yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memuruna bildirmek zorundadırlar. Bildirimin yapılmamış olması, çocuğun evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olmasını engellemez. Daha önce tanıma veya babalığa hükümle soybağı kurulmuş çocukların ana ve babası birbiriyle evlenince, nüfus memuru resen gerekli işlemi yapar." hükümleri mevcuttur.
Somut olayda; davacılar vekili dava dilekçesinde, davacılar 1991 doğumlu ... ile 1994 doğumlu...'in annesi ... ile davalıların miras bırakanı 1956 doğumlu ...in 1980 de evlenip 1985 yılında boşandığı, boşanma sonrası tarafların birlikte yaşamının nikahsız olarak devam ettiği sırada davacıların olduğu, daha sonra 17.12.2009 tarihinde ... ile ...'in yeniden evlendikleri, ancak evlilik öncesi olan tarafların müşterek çocukları davacıların bildirim yapılarak nüfusa tescil edilmediği anlaşılmaktadır.
Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime aittir. Dava, mahkemenin kabul ettiği şekilde babalık davası değil, Türk Medeni Kanunu'nun 292 vd. maddelerine dayalı "sonradan evlenmeyle kurulan soybağının tespiti" davasıdır. Bu davada hak düşürücü süre söz konusu değildir.
Delillerin bu çerçevede toplanıp Türk Medeni Kanunu'nun 284. ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 292. maddelerine uygun inceleme de yapılıp; tüm deliller birlikte değerlendirilip, gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken; yanlış nitelendirme ile Türk Medeni Kanunu'nun 303. maddesindeki hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/11487, K. 2013/12384, 30 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama