KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/13674 E., 2013/12606 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir.
Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler ve uygulanacak kapitalizasyon faizi yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır.
Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış, bilirkişi raporlarında taşınmazın kendi imkanlarıyla sulanabilir nitelikte olduğu belirtilerek münavebeye alınan ürünlerin sulu araziler için geçerli verim miktarları esas alınmış ancak kuru tarım arazilerindeki kapitalizasyon faizi üzerinden değer biçilmiştir.
Bilirkişi raporlarında belirtilen sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yapılan sulamanın başkasının taşınmazındaki bir kuyudan yapılıyor olması durumunda bu sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden,
pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden düzenlenen bilirkişi kurulu raporlarına dayalı hüküm kurulması,
2-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, iklim koşulları, arazinin topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözönünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %5 olarak uygulandığı halde, bilirkişi kurulunca sulu kabul edilen dava konusu taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faiz oranının %6 alınması suretiyle düşük m² değeri belirlenmesi,
3-2942 Sayılı Yasa'nın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi; uyarınca bilirkişi kurulu, arazi niteliğindeki taşınmazın kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyeceği gerekçeli raporda, bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurlar ile her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak kamulaştırılan taşınmazın bedelini tespit etmelidir.
Yargıtay’ın kabul görmüş uygulamalarında ise, özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için dekar başına elde edilecek ortalama verimine, üretim giderine ve toptan satış fiyatına ilişkin ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü verilerinin esas alınması aranmaktadır.
Bu itibarla;
Dosyaya getirtilen gıda, tarım ve hayvancılık il müdürlüğü verilerine göre değerlendirmeye alınan buğday, buğday samanı, pamuk ve 2.ürün mısırın dekara ortalama verimleri sırasıyla 591, 500, 551 ve 859 kg ve fiyatları sırasıyla 0,65; 0,25; 1,50; 0,60 TL olduğu halde hükme esas alınan bilirkişi raporlarında sırasıyla 500, 350, 500 ve 900 kg; ve 0,55; 0,21; 1,36 ve 0,44 TL alınmak suretiyle değer belirlenmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yukarıdaki sözü edilen bozma sebepleri doğrultusunda bilirkişi kurullarından ek rapor alınmalı, bu raporun bozmaya uygunluğu da denetlendikten sonra hasıl olacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/13674, K. 2013/12606, 1 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama