KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/14409 E., 2013/13977 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
631 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Mahkemece bozma ilamına uyularak dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak değerlendirilmiş olmasında bir isabetsizlik yok ise de alınan ek rapor hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;
1-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır.
Mahallinde yapılan keşif sırasında bölgenin su kanallarından çok kolay yararlanacak özellikte olduğundan söz edilmiş, ancak davaya konu taşınmazın fiilen sulanıp sulanmadığı, sulanıyor ise kaynağı, suyun kendi doğal akışı ile mi taşınmaza ulaştığı, söz konusu sulamanın taşınmazın tamamının sulanmasında her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, yapılan sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar yeterince araştırılmamıştır.
Mahkemece yukarıda belirtildiği üzere taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliği açıkça ve denetime olanak verecek biçimde saptanmadan taşınmazı sulu tarla kabul ederek değerlendirme yapan rapora göre hüküm kurulması,
2-Bilirkişi kurulu raporunda değerlendirmeye alınan buğday ve samanı ile fiğ ve samanının 2009 yılı itibariyle sulu ve kuru şartlarda ayrı ayrı dekar başına ortalama verimine, ortalama toptan satış fiyatına ve dekar başına üretim giderine (masrafları oluşturan kalemler ayrı ayrı yazılmak suretiyle) ilişkin veri listesinin taşınmazın bulunduğu Havran Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğünden getirtilip bilirkişi raporu denetlenmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması,
3-Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarında iklim koşulları, arazinin topografik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb.) gözönünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %5, kuru tarım arazilerinde ise %6 olarak alınmaktadır.
Dava konusu taşınmazın niteliği 1 nolu bentte açıklanan şekilde tespit edildikten sonra kapitalizasyon faiz oranı sulu arazilerde %5, kuru arazilerde %6 olarak uygulanması gerekirken sulama durumu kesin olarak saptanmadan kapitalizasyon faiz oranını %5 olarak uygulayan rapora itibarla karar verilmesi,
4-Taşınmazın Edremit-Havran yoluna cepheli olması, hava alanına 3-4 km. mesafede bulunması, ilçe merkezlerine yakın olması gibi nedenlerle %80 objektif değer artışı kabul edilmiş ise de, taşınmazın bulunduğu yerde, yakın mevkide ve komşu taşınmazlarda Daireden daha önce geçen benzer dosyalarda %25 objektif artış uygulandığı ve Dairece bu oranın uygun bulunduğu anlaşıldığından belirtilen nedenlerin tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değerinde en çok %25 objektif artışa neden olabileceği düşünülmeden %80 oranında objektif artış uygulayan bilirkişi raporuna göre fazla bedele hükmedilmiş olması,
5-Mahkemenin ilk kararında tespit edilip idarece davalı adına bankaya yatırılan bedel ile bozmadan sonra saptanıp hüküm altına alınan bedel arasındaki farkın (idarece fazladan yatırılmış olan paranın) davalı tarafça bankadan çekilmesine kadar varsa işlemiş mevduat faizi ile birlikte davacı idareye ödenmesine karar verilmesi gerekirken miktar da belirtilmeksizin depo edilen bedelden kalanın davacıya iadesine karar verilmesiyle yetinilmesi,
6-Dava konusu taşınmazda kamulaştırma işleminin Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapıldığı gözetilerek karar başlığında davacı olarak Karayolları Genel Müdürlüğünün yazılması gerektiğinin düşünülmemesi,
7-Davaya konu taşınmazın tapu kaydında mevcut ipoteğin tespit edilen kamulaştırma bedeline yansıtılmamış olması,
8-Kamulaştırma Kanununun 10. maddesinin 8. fıkrasının son cümlesi gereğince, tescil (terkin) hükmü kesin olup tescil (terkin) işleminin yapılabilmesi için tapu müdürlüğüne derhal yazı yazılmasına karar verilmesi gerekirken bu hususta bir karar verilmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/14409, K. 2013/13977, 24 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama