KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/2300 E., 2013/4382 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2013
Karar Metni
291 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Davacı ... ile davalı ... arasındaki davada ... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 09.03.2010 günlü ve 2010/11-52 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2013 gün ve Hukuk-2013/19655 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı tarafından açılan davada, davacının velayeti altında bulunan oğlunun "..." olan adının " ..." olarak düzeltilmesinin talep edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 336. maddesinde "Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar" hükmü mevcuttur. Bu madde hükmüne göre eşlerden herhangi birine öncelik veya üstünlük tanınmamıştır. Aynı Kanunun 342. maddesinde de ayırım yapılmaksızın anne ve babanın, çocuğu velayetleri çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi getirilmiştir.
Emredici nitelikteki bu hükümler, evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında, ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile de velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmekte olup, diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın reddi gerekmektedir.
Dosyadaki mevcut nüfus kayıt örneğinden, davacının eşi ve küçüğün annesi ...'in sağ olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için süre verilip, bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eşlerden birinin istemi yeterli bulunarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/2300, K. 2013/4382, 21 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama