KÜNYE
18. Hukuk Dairesi 2014/19582 E., 2015/7914 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2015
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
359 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, ortak alana müdahalenin men'i, istinat duvarının onarımı için malzeme taşınmak üzere kapı açılması için yetki ve izin verilmesi ile onarım masrafının arsa payı oranında davalıdan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; ortak alana müdahalenin men’i ne, istinat duvarının onarımı için malzeme taşınmak üzere kapı açılması için yetki ve izin verilmesi ile istinat duvarı onarım masraflarının arsa payı oranında davalı taraftan tahsili istenilmiş, mahkemece davanın kabulü ile tel örgünün kaldırılması suretiyle müdahalenin önlenmesine karar verilmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. HMK’nun 294.maddesinin 3 fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.
Sonradan yazılan gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun olması gerekir. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunması, 10.04.1992 gün ve 1991/7-1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince mutlak bozma nedenidir.
Somut olayda, taraflara tefhim edilen kısa kararda "Davacı vekilinin ortak alandaki istinat duvarı ile ilgili talebinin iş bu dosyamızdan tefrik edilerek mahkememizin başka bir esasına kaydedilmesine” denildiği halde gerekçeli kararda bu hususta olumlu veya olumsuz hüküm kurulmayarak çelişki yaratılmıştır. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır. Yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmayacak şekilde bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2014/19582, K. 2015/7914, 11 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama