KÜNYE
18. Hukuk Dairesi 2014/3084 E., 2014/7471 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2014
- Mahkemesi
- Torbalı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 02/10/2013
- Numarası
- 2012/384-2013/497
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın davalı A.. İ.. yönünden husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ön şart yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, 2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 10. maddesi uyarınca kamulaştırma irtifak hakkı bedelinin tespitiyle irtifak hakkının tesis ve tescili istemine ilişkin olup, mahkemece davalı A.. İ.. yönünden husumet nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacının uzlaşma yoluna gitmeden dava açtığı gerekçesiyle davanın ön şart yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazda davalılardan K.. İ..'nin 1/2 hisseli malik olduğu ve kamulaştırmayı yapan idarece Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 8. maddesi hükmüne uygun biçimde taşınmaz mal sahibine uzlaşma konusunda yönteme uygun çağrı yapılmadan bu davanın açıldığı, davanın yargılaması sırasında davalı vekili 12.10.2012 günlü oturuma katılarak davacı taraf ile anlaşmalarının mümkün olmadığını belirterek, keşif günü verilmesini mahkemenin takdirine bıraktıklarını, yine 12.10.2012 tarihli cevap dilekçesinde ise idarece bedelin düşük belirlendiği, değerlerin gerçek kriterler doğrultusunda tespitini istediği anlaşılmıştır.
Davalılardan K.. İ.. vekilinin duruşmada ve cevap dilekçesinde açıkça anlaşma sağlanamadığı ve cevap dilekçesinde taşınmazın gerçek değerinin tespitini istediğini belirttiğine göre, Yasanın 8. maddesinde öngörülen biçimde uzlaşma konusunda tebligat yapılmamış olsa bile anlaşmaya yanaşmayacağı anlaşıldığından kendisine 8. madde gereğince tebligat yapılmasının sonucu değiştirmeyeceği ve dava ekonomisi de gözönünde bulundurularak ve davaya devam olunarak deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece davalı K.. İ.. yönünden de pazarlık usulü uygulanmaksızın dava açıldığı gerekçesiyle davanın ön şart yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2014/3084, K. 2014/7471, 22 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama