KÜNYE
18. Hukuk Dairesi 2014/7536 E., 2014/10861 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2014
- Mahkemesi
- Kovancılar Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 22/03/2013
- Numarası
- 2011/435-2013/144
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde, taşınmazın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmekte olup, bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında, münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliği önem taşır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede Tatar göleti ve sulama projesi kapsamında kalan taşınmazların kamulaştırılması nedeniyle açılan ve Dairemizce incelenen dava dosyalarında; taşınmazların tamamı sulu tarım arazisi olarak değerlendirilmiş ve buna göre belirlenen kamulaştırma bedeli hüküm altına alınmıştır. Taşınmaza ilişkin özelliklerin tespiti amacıyla keşif sırasında çekilip dosyaya konulan fotoğrafların büyük bölümünün aynı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahallinde yapılan keşif sırasında taşınmazın kenarında toprak sulama kanalının bulunduğu gözlenmiş ve hükme esas alınan 30.10.2012 tarihli bilirkişi asıl ve ek raporunda, keşif tarihi itibariyle taşınmaz yakınında toprak sulama arkının bulunduğu, taşınmazın 2 km uzağında yer alan kaynaktan taşınmazın 40 m uzağındaki anayola kadar plastik borularla cazibe ile getirilen suyun toprak ark ile taşınmazlara dağıldığı belirtilerek sulu tarım arazilerindeki ürünler münavebeye alınarak taşınmaza değer biçilmiş ise de; sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı,
söz konusu kaynaktan alınan suyun borularla taşınmazın yakınına kadar getirilebilmesi için komşu parseller üzerinde tescil edilmiş herhangi bir irtifak hakkı bulunup bulunmadığı hususları ayrıntılı bir biçimde araştırılmadan ve taşınmazın sulama durumu ile ilgili bilirkişi raporları arasındaki çelişki de giderilmeden taşınmazın sulanabilir arazi olarak kabulü ile bu yönde düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2014/7536, K. 2014/10861, 17 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama