KÜNYE
18. Hukuk Dairesi 2015/22437 E., 2016/5452 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mart 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
322 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Aile mahkemesinde görülmekte olan evliliğin iptali davasındaki ihbar üzerine, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25.10.2010 gün ve 132 sayılı davanamesi ile ...'ın gerçek anne-baba adının tespiti ile düzeltilmesi, yine ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın aynı gün ve 120 sayılı davanamesi ile ...'ın ... olan baba adının gerçek babası olan ... olarak tespiti ile düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davalar birleştirilerek kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Aile mahkemesinde görülmekte olan evliliğin iptali davasındaki ihbar üzerine, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25.10.2010 gün ve 132 sayılı davanamesi ile ...'ın gerçek anne-baba adının tespiti ile düzeltilmesi, yine ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın aynı gün ve 120 sayılı davanamesi ile ...'ın ... olan baba adının gerçek babası olan ... olarak tespiti ile düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davalar birleştirilerek kabulüne karar verilmiştir.
5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36.maddesinin 1/a bendinde, nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmi dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresindeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlanmış olup görüldüğü gibi nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının Cumhuriyet savcısı tarafından açılabilmesi için yasada öngörülen koşulların bulunması gerekir.
Somut olayda; asliye hukuk mahkemesinde görülmekte olan davada, nüfus kaydının düzeltilmesi konusunda dava açılması için Cumhuriyet savcılığına ihbarda bulunulmasına karar verildiği, ancak Cumhuriyet savcısının bu davayı açmasını gerektirir bir durumun bulunmadığı, ilgili resmi dairenin dava açılmasına ilişkin bir lüzum yazısının bulunmadığı, dava hakkının yanlış yazılım nedeni ile hukukları etkilenecek olan kişilere ait olduğu, bunların da harç ve diğer yükümlülüklerini yerine getirerek böyle bir davayı gerek gördükleri takdirde her zaman açabilecekleri anlaşılmaktadır. Mahkemece açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/22437, K. 2016/5452, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama