KÜNYE
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2015/4264 E., 2015/4624 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mart 2015
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
293 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Dava dilekçesinde, babalığın tespiti ve nafaka istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 301. maddesinde; ''Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
Babalık davası, Cumhuriyet Savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.'', 426. maddesinde ise “Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atar: Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa. “ hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; davacı anne tarafından çocuğa velayeten açılan davada küçük ...’nın gerçek babasının davalı ... olduğunun tespiti ile nafaka istendiği, davanın küçüğe kayyım tayin ettirilmeden ve Cumhuriyet Savcısı ile Hazineye ihbarı sağlanmadan karara bağlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında, mahkemece küçüğe kayyım tayin ettirilip davanın kayyıma yöneltilmesi, gösterdiği takdirde delillerinin toplanması ve davanın Cumhuriyet Savcısı ve Hazineye ihbarının sağlanmasından sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine eksik hasımla yargılama yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi,
2-Nüfusa kayıtlı olmayan küçük ...’nın nüfusa tescilinin sağlanması için davacı tarafa süre verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/4264, K. 2015/4624, 30 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama