KÜNYE
18. Hukuk Dairesi 2016/4226 E., 2016/5486 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mart 2016
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Dava ve ıslah dilekçesinde, davacı sitenin yönetim kurulunda görev yapan davalıların neden oldukları zarar nedeniyle 20.161,15 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile müteselsilen tahsili istenilmiştir. Mahkemece davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Davalı ... ...'un temyizi ile ilgili yapılan incelemede;
Mahkeme kararı davalı ... ...'a mahkemenin gerekçeli kararı ve davacı vekilinin temyiz dilekçesi 16.12.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup, temyiz dilekçesi 30.12.2014 tarihinde temyiz defterine kaydedilmiştir. Bu durumda HUMK.nun 437. maddesi hükmünde öngörülen 8 günlük temyiz süresi geçmiş bulunduğundan 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz isteminin REDDİNE,
2-Davalı ...'ün temyizi ile ilgili yapılan incelemede;
Temyize konu miktar 1.690 TL sını geçmemektedir.
HUMK nun 5219 Sayılı Yasa ile değişik 427. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca miktar veya değeri 1.690 TL yi geçmeyen kararlar kesin olduğundan miktar yönünden temyiz dilekçesinin REDDİNE,
3-Davacı vekili ve diğer davalılar ... ve ...'ın temyizi ile yapılan incelemede;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Davalı ...'ın davaya konu alacakla ilgili olarak hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığı, yargılanıp beraat ettiği gerekçesiyle bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ise de.
818 sayılı BK.’nun 53. (6098 sayılı BK 74.m.) maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, hukuk hâkimi, gerek ceza hâkiminin belirlediği kusur oranı gerekse delil yetersizliğine dayalı beraat kararı ile bağlı değil ise de, sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile o eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkumiyet kararına bu yönleriyle bağlıdır.
Buna göre, adı geçen davalı hakkındaki beraat kararında davalı hakkında yönetimin borçları nedeniyle hacizden kurtarmak amacıyla tahsil ettiği paraları apartman hesabına değil kendi hesabına aktardığı, oradanda amacına uygun olarak geri çekerek apartman yönetimi adına kullandığı bu işlemleri yaparken zimmetine para geçirdiği yolunda hiçbir delil elde edilemediği,
görevi kötüye kullanma suçunda ise suçun şartları oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş olup, davalının zimmete para geçirdiği yolundaki beraat kararının delil yetersizliği nedenine dayandığı gözetilerek bu davalının harcama yetkilisi yönetici olup olmadığı tespit edilerek hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2016/4226, K. 2016/5486, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama