KÜNYE
19. Ceza Dairesi 2016/16123 E., 2018/5064 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2018
- Mahkemesi
- İcra Ceza Mahkemesi
- Suç
- 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi,kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın üzerine atılı bulunan İİK'nun 331. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun; "Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla,
“1-)Mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak,
2-)Telef ederek
3-)Kıymetten düşürerek,
4-)Hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek,
5-) Asıl olmayan borçlar ikrar ederek;
Mevcudunu suni surette eksiltirse” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da ( alacaklının, borçlu aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde) gerçekleşmesi halinde oluşacağının yerleşik uygulamalarda benimsenmiş olması, somut olayımızda;
borçlu adına kayıtlı taşınmazın sanık tarafından muvazaalı olarak alacaklısını zarara uğratmak amacıyla devredildiğinin iddia edilmesi karşısında, sanığa isnat edilen suç kastının oluşup oluşmadığının tespiti açısından taşınmaz satış sözleşmesi getirtilerek söz konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri ile satış değeri arasında fahiş fark olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılıp sanık ile satın alan kişi arasında arkadaşlık ya da akrabalık ilişkisi olup olmadığı ve taşınmazın halen kimin kullanımında olduğu hususunda zabıta araştırma yaptırılarak sanığın savunmasında geçen borç ödemek amacıyla devir yapıldığı
iddiası da araştırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1-)02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 331/1. maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi,
suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nun 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,
2-) Sanık hakkında 2004 sayılı İİK 331.maddesine aykırılıktan hüküm kurulması, anılan Kanun maddesine aykırılığın ise altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ve bin güne adli para cezası olması karşısında 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi uyarınca suçun Kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesi ve adli para cezasına hükmedilmesi gerekirken üç ay hapis cezasını paraya çevrilmesi suretiyle ceza tayininde hataya düşülmesi,
3-)Dava ve cezanın İİK'nın 354. maddesinde yazılı sebeplerden düşeceğinin kararda belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4-)Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin ''25.12.2014'' yerine ''08.06.2015'' olarak yazılması,
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2016/16123, K. 2018/5064, 25 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama