KÜNYE
19. Ceza Dairesi 2017/3 E., 2017/1087 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2017
- Mahkemesi
- Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi
- Suç
- Marka Hakkına Tecavüz
- Hükümler
- Mahkumiyet
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma
Marka hakkına tecavüz suçlarından sanıklar ..., ... ve ... haklarında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetlerine dair, İzmir 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesince verilen 13/02/2013 gün ve 2012/172 Esas, 2013/49 Karar sayılı hükümlerin sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 11/04/2016 gün ve 2015/11843 Esas, 2016/14929 sayılı kararıyla;
1-TCK'nın 61. maddesinde cezanın belirlenmesinde izlenecek yöntem düzenlenmiştir. Temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı ile failin güttüğü amaç ve saik göz önünde bulundurulacak, aynı Kanun’un 3/1. maddesindeki ''Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.'' şeklindeki düzenleme de gözetilerek ilgili kanun maddesinde yer alan cezanın alt ve üst sınırları arasında bir ceza takdir edilecektir.
Hapis veya adli para cezasını seçenek yaptırım olarak öngören hallerde de suçlunun kişiliği dikkate alınacak ve bu bakımdan da failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları,cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri ve ekonomik durumu göz önünde bulundurularak cezalardan hangisinin tercih edildiği belirtilecektir.
Takdir hakkının nasıl kullanıldığı da dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçelerle açıklanıp gösterilecektir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin süreklilik arz eden kararlarında vurgulandığı gibi kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması gözetilecektir.
Anayasanın 138. madde 1. fıkrasındaki “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.” şeklindeki düzenleme karşısında da takdir hakkı kullanılarak belirlenecek ceza vicdana, hak ve adalet anlayışına uygun olacaktır.
Yukarıdaki ilkelerin ne şekilde gözetildiği karar gerekçesinde açıklanıp tartışılmadan kanundaki ifadelerin tekrarından ibaret gerekçelerle yetinilerek sanıklar hakkında alt sınırın üzerinde cezaya hükmedilmesi,
2-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
3-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 3.maddesinde yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" ve aynı Kanun'un 54/3. maddesinde yer alan "Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığından, müsaderesine hükmedilmeyebilir." şeklindeki düzenlemeler gözetildiğinde, suçta kullanılan araçların hakkaniyete aykırı olacak şekilde müsaderesine karar verilmesi, nedenleriyle bozulmuştur.
Bozma üzerine yerel mahkemece önceki hükümlerde (1) ve (3) numaralı bentler yönünden direnilmesine karar verilmiştir.
İzmir 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesince verilen 26/09/2016 tarih, 2016/213 Esas, 2016/268 Karar sayılı direnme kararına konu dava dosyası yeniden incelenmek üzere dairemize gönderilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2017/3, K. 2017/1087, 13 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama