KÜNYE
19. Ceza Dairesi 2018/8037 E., 2020/791 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2020
Karar Metni
3.070 kelime·15 dk okuma·2 bölüm
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanık ...'nın, anılan Kanun'un 63/10, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 207/1, 43/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 820,00 Türk lirası adlî para ve 1 yıl 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli ve 2016/911 esas, 2017/28 sayılı kararının, özel belgede sahtecilik suçu yönünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 17/03/2017 tarihli ve 2017/1384 esas, 2017/1317 sayılı kararıyla bozulmasını müteakip,
yapılan yargılama neticesinde sanığın 5809 sayılı Kanun'un 63/10 ve 5237 sayılı Kanun'un 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 820,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2017 tarihli ve 2017/251 esas, 2017/459 sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 02/10/2018 gün ve 2017/8390 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.10.2018 gün ve KYB.
2018 / 81719 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Bursa Cumhuriyet Başsavclığının 24/11/2016 tarihli ve 2014/72585 soruşturma, 2016/23481 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında şikayetçi ...'nın bilgisi ve rızası dışında müşteki adına [NUMARA] numaralı GSM hattını çıkartmak, elektrik abonelik ve bu ikamete ait kira sözleşmesi düzenlenmek eylemleri nedeniyle 5809 sayılı Kanun’a muhalefet ve özel belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı,
Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/911 esas sayılı dosyasına kayden yapılan yargılama neticesinde, anılan mahkemenin 25/01/2017 tarihli ve 2016/911 esas, 2017/28 sayılı kararı ile sanığın, 0 506 751 69 60 numaralı GSM hattını çıkartma şeklinde gerçekleştirdiği eylemi nedeniyle 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan, müşteki adına elektrik aboneliği ve bu ikamete ait kira sözleşmesi düzenlenmek şeklinde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle ise özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine karar verildiği,
Anılan kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 17/03/2017 tarihli ve 2017/1384 esas, 2017/1317 sayılı kararı ile özel belgede sahtecilik suçu yönünden kurulan hükmün bozulduğu, bozma üzerine Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/251 esası üzerinden yapılan yargılama neticesinde, sanığın eylemlerinin tek kabul edilerek 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ise de,
1- Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli ve 2016/911 esas, 2017/28 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Sanığın cep telefonu abonelik sözleşmesi yapmak, kira sözleşmesi ve elektrik abonelik sözleşmesi yapmak biçimindeki eylemlerinin kül halinde ve sadece 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesi göndermesiyle 63/10. maddesindeki suçu oluşturacağı, bu nedenle sanık hakkında hem 5237 sayılı Kanun'un 207/1. maddesinden hem de 5809 sayılı Kanun'un 63/10. maddesinden ayrı ayrı iki mahkûmiyet hükmü kurulmasında,
2- Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2017 tarihli ve 2017/251 esas, 2017/459 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
a) Sanığın şikayetçi ...'nın bilgisi ve rızası dışında müşteki adına [NUMARA] numaralı GSM hattını çıkartması nedeniyle eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesin 2016911 esası üzerinden yapılan yargılama neticesinde 820 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen para cezasının miktar yönünden kesin olması nedeniyle bu suç yönünden kararın 25/01/2017 tarihinde kesinleştiği gözetilmeden, bu eylem yönünden yeniden değerlendirme yapılarak ikinci kez mahkûmiyetine karar verilmesinde,
b) Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2017 tarihli kararıyla, sanığın, müşteki adına elektrik aboneliği ve bu ikamete ait kira sözleşmesi düzenlenmek şeklinde gerçekleştirdiği eylemlerinin 5809 sayılı Kanun’a muhalefet kapsamında tek eylem olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilerek 5809 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli kararın istinaf edilmesi üzerine,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi'nce sanığın istinaf başvurusu incelenirken, istinaf mahkemesinin gerekçesi de gözetildiğinde, sanığın sahte elektrik abonesi sözleşmesi ve kira sözleşmesi düzenlemesi şeklindeki eylemleri yönünden verilen özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine ilişkin karar açısından istinaf incelemesinin yapılmadığı, bu nedenle Bursa Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli kararının özel belgede sahtecilik suçu açısından kesinleşmediği,
bu hali ile dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilip sonucunun beklenilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
A-) MADDİ OLAY
Sanık hakkında, rızası dışında başkası adına cep telefonu abonelik sözleşmesi yapmak suçundan dolayı kardeşi (müşteki) ...'nın yapmış olduğu 10.11.2014 tarihli şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; sanığın kardeşi ... adına bilgisi ve rızası olmaksızın 2009 yılında bir adet (faturalı) cep telefonu GSM aboneliği, kardeşinin bilgisi ve rızası dahilinde 2012 yılında bir adet "kira sözleşmesi" ve bir adet "elektrik abonelik sözleşmesi" düzenlediği tespit edilmekle; sanık hakkında, kardeşinin rızası dışında 09.10.2009 tarihli cep telefonu abonelik sözleşmesi yapması eylemi nedeniyle.
5809 sayılı Kanun'un 56/4 göndermesiyle 63/10. maddesinden, 15.09.2012 tarihli kira sözleşmesi ve 19.09.2012 tarihli elektrik abonelik sözleşmesi yapması eylemleri nedeniyle. TCK'nin 207/1, 43/1, 53 ve 54. maddelerinden cezalandırılması için kamu davası açıldığı,
Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/01/2017 tarihli ve 2016/911 esas, 2017/28 karar sayılı kararıyla; dosyada mevcut grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda elektrik, kira ve cep telefonu abonelik sözleşmelerinin her üçündeki imzanın da sanık ...'un eli ürünü olduğunun tespit edildiği,
dolayısıyla atılı suçlamaların sabit olduğu gerekçesiyle, sanığın 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesinden hareketle 63/10. maddesi gereği neticeten 820 TL adli para cezasıyla (miktar itibariyle kesin olarak) ve TCK'nin 207/1. maddesinde unsurları yazılı "özel belgede sahtecilik" suçundan TCK 43/1. ve TCK'nin 62/1. maddeleri uygulanarak neticeten 1 yıl 15 gün hapis cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, "özel belgede sahtecilik" suçundan kurulan hükme karşı istinaf yolunun açık olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın, TCK'nin 207/1. maddesinden kurulan mahkumiyet hükmüne karşı, kira sözleşmesinin aslının dosyada bulunmadan ceza verilemeyeceği, diğer sözleşmeleri ise abisinin rızası ve bilgisi ile imzaladığından bahisle suçun oluşmadığı gerekçesiyle istinaf yoluna başvurduğu, 5809 sayılı Kanun gereği verilen 820 TL adli para cezasının miktar itibariyle kesinleştiği ve infaz Cumhuriyet savcılığına gönderildiği görülmüştür.
İstinaf talebini inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 17/03/2017 tarihli, 2017/1384 E. - 2017/1317 K. sayılı kararında (özetle) "özel belgede sahtecilik" suçundan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde, sanığın kişinin bilgisi ve rızası dışında cep telefonu (GSM) abonelik sözleşmesi,
kira sözleşmesi ve elektrik abonelik sözleşmesi yapmak biçimindeki eylemlerinin tek başına 5809 sayılı Kanun'un 56/4. maddesi göndermesiyle 63/10. maddesindeki suçu oluşturacağı, bu nedenle sanık hakkında hem TCK 207/1. maddesinden hem de 5809 sayılı Kanun'un 63/10. maddesinden ayrı ayrı iki mahkumiyet hükmü kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle ilk derece mahkemesi kararının TCK'nin 207/1. maddesi yönünden bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, dolayısıyla istinaf mercii tarafından sanığın tüm eylemlerinin incelendiği ve tek bir eylem olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince, bozma üzerine verilen 14/06/2017 tarihli, 2017/251 E. - 2017/459 K. sayılı kararda; bozma ilamına uyulmak suretiyle, sanığın eyleminin kül halinde tek bir eylem olarak değerlendirilip sadece 5809 sayılı Kanun'un 63/10. maddesi gereği sanık hakkında neticeten 820 TL adli para cezasına hükmedildiği görülmektedir. Sonuç olarak sanık hakkında iki ayrı kesinleşmiş 820 TL adli para cezası mahkumiyeti hükmü bulunmaktadır.
B-) KANUN YARARINA BOZMA TALEBİ
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Adalet Bakanlığının 14.09.2017 tarihli yazısına istinaden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan 02.10.2017 tarihli 2017/53520 sayılı kanun yararına bozma talebinde; sanık hakkındaki tüm eylemler yönünden istinaf incelemesi sonrasında kurulan, Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2017 tarihli, 2017/251 E. 2017/459 K. sayılı kararının, aslında istinaf öncesinde sanık hakkında "özel belgede sahtecilik" suçları yönünden verilen 25/01/2017 tarihli ve 2016/911 E. 2017/28 K. sayılı kararındaki bu suç açısından incelenmediği,
dolayısıyla ilk derece mahkemesince "özel belgede sahtecilik" suçu yönünden verilen kararın kesinleşmediğinden bahisle, 14.06.2017 tarihli kararın öncelikle istinaf incelemesi için tekrar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerektiği ve aynı eylem nedeniyle sanık hakkında 5809 sayılı Kanun gereği verilen ikinci mahkumiyet hükmünün bozulması istenmiştir.
Dairemizin 05.07.2018 tarihli, 2017/4619 E. 2018/8248 K. sayılı kararıyla;
Bursa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, sanık hakkında her iki suç nedeniyle yapılan istinaf incelemesi sonucu bozma üzerine vermiş olduğu 14.06.2017 tarihli 2017/251 E. 2017/459 K. sayılı kararının, aynı mahkemece verilip istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen 25.01.2017 tarihli, 2016/911 E. 2017/28 K. sayılı karar karşısında;
sanığın kül halinde tek bir eylem kabul edilen "5809 Sayılı Kanuna Aykırılık" suçu nedeniyle verilen 820 TL adli para cezaları bakımından mükerrer cezalandırma sonucuna yol açacağı, dolayısıyla önceden aynı suç nedeniyle verilen ve miktar itibariyle kesin karara karşı da kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği hususunda tevdi kararı verildiği görülmüştür.
Tevdi kararı üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, ilk derece mahkemesince verilen her iki karara karşı da kanun yararına bozma yoluna gidildiği görülmektedir.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2018/8037, K. 2020/791, 3 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama