KÜNYE
19. Ceza Dairesi 2019/7479 E., 2020/3495 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2020
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- 5607 Sayılı Kanuna Aykırılık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
394 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesinde; "...Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde,
tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır..." şeklindeki düzenleme karşısında; somut olayda, sanığa gönderilen gerekçeli kararın "kapının kapalı olması" nedeniyle 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi gereği muhtara teslim edildiği, kapıya bilgi kağıdının yapıştırıldığı ve bir komşusuna bilgi verildiği, ancak Kanun'un 21. maddesinde yazılı usule uygun olarak sanığın bu adreste oturup oturmadığı ile adreste bulunmama sebebinin geçici veya sürekli olup olmadığı hususları araştırılmaksızın ve tebliğ mazbatası üzerinde imzası olmayan komşusunun kimliği ile hangi adreste oturduğu,
muhataba yakınlığı şerh düşülmeksizin muhtara yapılan tebligatın usulsüz olduğu, dolayısıyla sanığın öğrenme üzerine hükmü süresinde temyiz ettiği anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/22. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadarindirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi,
yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nin 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanuna eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası mucibince ilgili hükümlerin sanıkların mükerrir olup olmadığı gözetilerek yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2019/7479, K. 2020/3495, 6 Mayıs 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama