KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2006/6493 E., 2007/476 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2007
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
447 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... ile davalılar vekili Av. ...' ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalılardan ...' ün 2001/7382 esas sayılı icra takip dosyasından, yine davalı ...A.Ş.' nin ise 2001/7381 esas sayılı icra takip dosyalarından müvekkiline İİK.' nun 89. maddesine göre haciz ihbarnameleri gönderip bunları usulsüz kesinleştirerek haciz işlemine başladığını, haciz tehdidi altında 22.014.000.000 TL ödemek zorunda kaldıklarını, bilahare İcra Mahkemesinde açtıkları davalar ile haciz ihbarnamelerinin usulsüz olması nedeniyle iptal edildiğini, böylece yapılan ödemenin yasal dayanağı kalmadığını idda ederek, 22.014.000.000 TL' nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar savunmalarında davacının borçlu şirketlerin sahibi ve yöneticisi olduğunu, 24.03.2004 tarihli protokol ile borcu kabul ederek ödemede bulunduğunu ve bu ödeme karşılığında davacı aleyhindeki ceza davalarından feragat edildiğini ve borçlu şirket yönünden takiplere son verildiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davalılar tarafından davacıya İİK.' nun 89. maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnamelerinin iptal edilmesi nedeniyle yapılan ödemenin yasal dayanağının kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş , hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
İİK.'nun 89. maddesi gereğince çıkartılan haciz ihbarnameleri uyarınca borç zimmetinde sayılan üçüncü kişinin ödemelerini icra dosyasına yapması gerekir.
Somut olayda davacının ödemelerinin icra dosyasına yapılmayıp taraflar arasında 23.03.2004 tarihli hacizden sonra 24.03.2004 tarihli protokola göre yapıldığı anlaşılmaktadır.
24.03.2004 tarihli protokol içeriğine göre, davacının ortağı ve temsilcisi bulunduğu takip borçlusu şirketlerin borcunu icra dosyasında talep edilen miktarın altında bir bedel ile indirim yapılması suretiyle ödemeyi kabul ettiği ve ödeme karşılığında ise, icra takip alacaklılarının, takip borçlusu şirketler hakkındaki takiplerden ve davacının takip borçlusu şirketleri temsilen düzenlediği ve takip alacaklıları elinde bulunan karşılıksız çekler nedeniyle hakkında açılan ceza davalarından feragat etmesi kararlaştırılmıştır.
Açıklanan protokol içeriği gözetildiğinde, davacının borcu cebri icra tehdidi altında kabul ettiği değil, bilakis alacaklılar ile anlaşarak takip borçlusu şirketlerin borcunu yüklenerek tasfiyesinin düzenlendiği görülmektedir.
Davalı alacaklılar protokol gereği kendilerine yüklenen takip ve davalardan feragat edimlerini de yerine getirmişlerdir.
Hal böyle olunca, davacının protokol ile kendisine sağlanan haklardan yararlandıktan sonra, cebri icra tehdidi altında ödeme yapıldığı iddiası ile ödemenin istirdadı isteminin M.K.' nun 2. maddesindeki iyi niyet kuralları ile bağdaştığı düşünülemez. Mahkemece açıklanan protokol ve yerine getirilen edimler gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde ve davanın yorumunda hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2006/6493, K. 2007/476, 29 Ocak 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama