KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2007/8164 E., 2008/4207 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2008
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
298 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Dava, Kredi Kartları Sözleşmesini imzalayan asıl kredi borçlusu ve garantörü hakkında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ... ...’ın asıl borçlu sıfatı bulunmadığı 01.05.1990 tarihli garanti sözleşmesinin kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğu ancak kefalet limiti yazılı bulunmadığı asıl sözleşme ve üyelik sözleşmesinde limit belirtilmemesi nedeniyle geçersiz olduğu anlaşılmakla bu davalı hakkındaki taleplerin reddine,
Davalı ... yönünden ise takipteki işlemiş faiz ile faiz oranına yönelttiği itirazın kısmen iptali ile takibin 980,26 YTL işlemiş faizi ile 49,01 YTL, %5 BSMV olmak üzere toplam 1.029,27 YTL üzerinden ve anaparaya takibten itibaren 01.03.2006 tarihine kadar 4822 sayılı Yasa ile öngörülen %105 ve 01.03.2006 tarihinden itibaren 5464 sayılı Kanununun 26.maddesi uyarınca TCMB tarafından belirlenen değişken oranlarda faiz uygulanmak ve %127.5 oranı aşılmamak üzere ve faizin %5 BSMV ile birlikte takibin devamına,
Likit alacak ve haksız itirazı nedeniyle %40 oranı üzerinden 411.70 YTL icra inkar tazminatının davalı ...’dan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu Garanti Sözleşmesi Kredi Kartı Sözleşmesinden ayrı olarak düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece anılan sözleşmenin kefalet olarak yorumlanması doğru değil ise de Garanti Sözleşmesinin imzalandığı 01.05.1990 tarihi itibariyle, davalı ... ...’ın 14 yaşında olduğu ve ... bulunmadığı dosyadaki genel vekaletnamede yer alan nüfus belgelerinden anlaşıldığından ve bu durumda sözleşme tarihinde medeni hakları kullanma ehliyeti bulunmadığından, anılan sözleşme ile bağlı tutulamayacağı gözetilerek, sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesi değiştirilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2007/8164, K. 2008/4207, 21 Nisan 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama