KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2007/8492 E., 2008/2729 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mart 2008
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekili ile süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalı bankanın müvekkili aleyhine ve kredi sözleşmesine dayalı olarak takibe geçtiğini, oysa ki sözleşmeler altındaki imzaların müvekkiline ait olmadığını öne sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tesbiti ile %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile dava dışı şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesinde davacının kefil sıfatı ile imzasının bulunduğunu, davacının aynı zamanda borçlu şirketin yönetim kurulu başkanı ve yetkili temsilcisi olduğunu, davacı tarafın müvekkili tarafından açılan itirazın iptali davasında borcu kabul ettiklerini ve imzaya itirazları olmadığını öne sürerek davanın reddi ile %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesinde davacının kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu, davalı banka tarafından, alacağın tahsili için takibe geçtiği,
yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının yargılaması sırasında itirazın geri alındığı ve mahkemece esas hakkında karar verilmesine gerek olmadığına ilişkin hüküm kurulduğu ve hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği davacı adı geçen itirazın iptali davasında imzaya ilişkin bir itirazda bulunmadığı gibi itirazını geri alarak borcun varlığını kabul ettiği bu durumda davacının menfi tesbit davası açmakta hukuki yararı olmadığı gibi, borçlu olmadığını ileri sürmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Her ne kadar davalı vekili hükmü katılım yolu ile temyiz etmiş ise de temyiz harcının yatırılmadığı gibi dilekçenin de temyiz defterine kaydedilmediği anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz talebinin reddi gerekmiştir. 2-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2007/8492, K. 2008/2729, 20 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama