KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2008/4831 E., 2008/12225 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
319 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, talep edilen alacak miktarının fahiş olduğunu, sadece kefil olarak imza attığı sözleşmedeki asıl alacaktan sorumlu tutulacağını, faiz ve diğer giderlerini kabul etmediğini, istenen faiz oranının fahiş olduğunu savunarak asıl alacak hariç diğer fer’... yönünden davanın reddi ile lehine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre davalı borçlunun kefalet miktarı olan 1.000.00 YTL ve temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olacağı ancak davalının cevap dilekçesinde asıl borçu kabul ettiğini açıkça bildirdiği, o tarihte asıl borcun ne kadar olduğunu davalının kendine gönderilen ödeme emrinden bilebilecek durumda olup, bunu bilerek asıl alacak miktarı olarak kendisine tebliğ edilen 5.960.67 YTL’yi kabul ettiğini bildirdiğinden bu miktarın ödenmemesinden doğacak temerrüdün sonuçlarından da sorumlu olacağı, sözleşme uyarınca temerrüt faizi oranının %70.20 olduğu, alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının cevap dilekçesindeki kabulü, dilekçenin tümü değerlendirildiğinde, kefalet sorumluluğu içerisinde kalan asıl alacak ile ilgilidir.Kefalet limitinin 1.000.00 YTL olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar daha sonra limit artışları gerçekleştirilmiş ise de, limit artışlarına ilişkin ek sözleşmelerde davalı kefilin imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece davalının sorumluluğunun kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sınırlı olduğu gözetilerek inceleme yapılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, cevap dilekçesindeki beyanların yorumunda yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2008/4831, K. 2008/12225, 18 Aralık 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama