KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2009/2818 E., 2010/1471 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkilinin 1996 yılında dava dışı ...
Ltd.Şti’nin yetkilisi iken bu şirket adına davalıya bir teminat çeki verdiğini, davalının ise söz konusu çekin teminat çeki olduğunu bildiği halde karşılıksız kaşesi vurdurarak müvekkili hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve müvekkilinin (2) yıl hapis cezası aldığını, müvekkilinin cezayı çekmemek için davalı vekili ile 01.10.1999 tarihinde protokol yaparak (12) adette toplam 7.800 YTL değerinde senet imzaladığını ve senetleri vadesinde ödediğini, söz konusu senetlerle ilgili olarak müvekkilince menfi tespit ve istirdat davası açıldığını,
müvekkilinin davayı kazandığını belirterek her bir senedin ödeme tarihinden itibaren iş bu davanın açıldığı tarihe kadar olan dönem için 21.692 YTL işlemiş faizin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının açtığı menfi tespit ve istirdat davasının 29.03.2005’de davacı lehine karara bağlandığını, bunun üzerine müvekkilince 01.04.2005 tarihinde tebliğ olunan takas beyanıyla müvekkilinin İzmir 1.İcra Müdürlüğünün 2001/16217 sayılı dosyasında kayıtlı ilamlı takip nedeniyle davacıdan o tarih itibariyle alacaklı olduğu,
11.925.50 YTL’nin davacıdan alacağı 7.800 YTL ile takas edildiğini, dolayısıyla 01.04.2005 tarihinde davacının alacağının sakıt olduğunu, BK.nun 113/1. maddesi uyarınca asıl borç sakıt olduğu takdirde fer’i hakların da sakıt olacağını, kaldı ki davacının 01.04.2005 tarihine kadar doğmuş faizleri hiçbir aşamada talep etmediği gibi bu konuya ilişkin haklarını da saklı tutmadığını, 01.04.2005’ten itibaren (1) yıllık süre içinde de talepte bulunulmadığını, bu itibarla davacı talebinin zamanaşımına uğradığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından açılan menfi tespit - istirdat davası sonunda verilen 7.800 YTL’nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine dair kararın 13.09.2006 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen bu kararda faize ilişkin bir hüküm kurulmadığı, esasen davacının da faize ilişkin bir talepte bulunmadığı, davalı vekili tarafından gönderilen ve 01.04.2005 tarihinde davacıya tebliğ edilen takas beyanında davacıdan olan 11.925.50 YTL alacaktan 7.800 YTL borcun takas edildiğinin bildirildiği,
davacı vekilinin gönderdiği ihtarname ile davacının borcunun kaynağının kefalet olduğu ve kefalet limiti olan 3.000 YTL üzerinden takasa muvafakat edildiğinin bildirildiği, davalı vekilince gönderilen uyarı başlıklı yazı ile de alacağın borçtan fazla olduğunun beyan edildiği,
BK.nun 122/1 ve 2.maddeleri uyarınca takasın alacaklıya bildirimle gerçekleşeceği ve en az olan borcun miktarı oranında sakıt olacağı, davacı vekilinin gönderdiği cevabi ihtarnamede kabul ettiği 3.000 YTL için takas talebini kabul ettiği, somut olayda takasın gerçekleştiği ve BK.nun 113/1 maddesi gereğince borcun fer’ilerinden olan faizin de sakıt olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Kural olarak, açılmış olan davada, faiz talep edilmemesi durumunda veya asıl alacağın tahsili sırasında faiz hakkının saklı tutulması kaydıyla faiz alacağının ayrı bir dava yoluyla talep edilmesi mümkündür.
Somut olayda, davacının saptanan asıl alacağına talep edebileceği faiz istenmiştir. Buna karşılık davalı yan, kendi alacağı olduğunu ve geçmişte alacağın takas nedeniyle son bulduğunu savunmuştur. Bu durumda, davacının alacağına ilişkin olarak talep edebileceği faiz alacağı hesaplanmalı, bu alacağın takasa konu alacaktan fazla olup olmadığı araştırılıp saptandıktan sonra varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu yön göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2009/2818, K. 2010/1471, 15 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama