KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2009/5378 E., 2009/6190 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2009
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
319 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Dava, davalıya ait araçta kullanılmak üzere satılan akaryakıt bedelinin tahsili için girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Verilen önceki hükmün Dairemizce bozulması üzerine mahkemece davalıya ait araca davacı yanca mazot satıldığının anlaşıldığı, veresiye fişlerinin davalının şoförü tarafından imzalandığı, bu nedenle davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, takibin devamına; alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı isteminin reddine, taraf vekilleri yararına vekalet ücreti tayinine karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde olmayan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Borçlar Kanunu’nun 104 üncü maddesinin son fıkrası hükmüne göre temerrüt faizine temerrüt faizi işletilemez. Davacı yan takip talepnamesinde 30.492,-TL. asıl alacağa 26.000,-TL işlemiş temerrüt faizini ekleyerek 56.492,-TL’nin tahsilini istemiş, ayrıca bu miktara takip tarihinden itibaren işleyecek faizin hesaplanmasını talep etmiştir. Mahkemece itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmekle, açıklanan yasal düzenlemeye aykırı bir hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
3- Davacı yanın temyiz itirazlarına gelince; taraflar arasında satım sözleşmesi bulunduğu, satılan mazot miktarının da davalı yanında çalışan şoförün imzasını taşıyan veresiye fişleri ile tesbitinin mümkün olduğu anlaşıldığından, alacağın hesap edilebilir (muayyen, likid) olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmemesi doğru olmadığı gibi, müddeabihe dâhil olmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddedildiğinden bahisle davalı yararına vekâlet ücreti takdiri de isabetsizdir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2009/5378, K. 2009/6190, 24 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama