KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2009/5760 E., 2010/3082 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
269 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine dayalı takip başlattığını, ... İcra Hukuk Mahkemesinde imzaya itiraz ettiklerini, yapılan yargılama sonunda davanın kabul edildiğini, bu kararın kesinleşmesi üzerine icra dosyasına ödedikleri tutarın tahsili için takip başlattıklarını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 03.04.2006 tarihinde hesaba ödeme yaptığını, davanın (1) yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, (1) yıllık hak düşürücü sürenin 03.04.2007 tarihinde sona erdiğini, İcra Hukuk Mahkemesindeki kararın takibin durdurulması mahiyetinde olup maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği gibi davacının borçlu olmadığı anlamına da gelmeyeceğini, davacının da aralarında bulunduğu ilgililer hakkında sahtecelik ve dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunduklarını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, İcra Hukuk Mahkemesince çekteki imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle verilen takibin durdurulması kararının 26.02.2007 tarihinde kesinleştiği, davalı tarafından yapılan haciz üzerine davacının icra dosyasına toplam 2.535 YTL ödemede bulunduğu, davalı şirket tarafından alacaklı olduğu ispatlanamadığı sürece davacının takip dosyasına yapmış olduğu ödemeyi talep etmeye hakkı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptaliyle takibin devamına, %40 oranında icra inkar tazminatıyla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2009/5760, K. 2010/3082, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama