KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2010/2112 E., 2010/8587 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
304 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.av.... ile davalı vek.Av.... ve vek.Av.... gelmiş, diğer davalı taraftan kimse gelmemiş olduğundan duruşmaya başlanarak hazır bulunan asil ve avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... ile yaptığı gayrimenkul satış vaadi ile yüklendiği edimleri yerine getirdiğini, 70.000.-TL.yi peşin, kalan 75.000.-TL. İçin de vermiş olduğu 3 adet bonoyu vadesinde ödediğini, ancak davalıların 85.000.-TL.değerinde bonoyu ... aracılığıyla tahsile koyduklarını, söz konusu bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığını, böyle bir bono imzaladığını hatırlamadığını belirterek bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddiasını yazılı delille ispat edebileceğini, tanık dinlenilmesine muvafakat etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların 145.000.-TL.karşılığında daire alım-satımı konusunda anlaştıkları, peşin olarak ödenmesi gereken 70.000.-TL.nin ödendiğinin ispatlanamadığı, 60.000.-TL.lik ödemenin ispatlanabildiği, bakiye borç için verilen 85.000.-TL.lik dava konusu bonodaki imzanın davacıya ait olduğunun anlaşıldığı, bu bononun ödenmeyen iki bono ile bakiye alacak için düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden, uyuşmazlık konusu bono nedeniyle davalı ... hakkında bedelsiz senedi kullanma ve dolandırıcılık suçundan dolayı dava açıldığı ve ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından iddianamenin kabulüyle sanık hakkında kovuşturmaya başlanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece ceza davasının sonucu beklenip, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2010/2112, K. 2010/8587, 7 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama