KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2010/4086 E., 2010/6431 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından ... olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili şirketin ekonomik kriz nedeniyle borca batık duruma geldiğini, sunulan iyileştirme projesindeki tedbirlerin uygulanması suretiyle borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek davacı şirketin iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iflasın ertelenebilmesi için şirketin borca batık olması gerektiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda piyasa değerlerine göre davacının borca batık olmadığının saptandığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Görev kamu düzeni ile ilgili olduğundan yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır. İcra İflâs Kanununun 154/3 maddesine göre, “İflas davaları için yetki sözleşmesi yapılamaz ve iflâs davası mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılır.” Bu nedenle iflâs erteleme talebi hakkında ticaret mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılarak karar verilmesi gerektiği düşünülmeden asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2-İflâs erteleme talebinin İcra ve İflâs Kanunun 166’ncı maddesindeki usule göre ilânı zorunlu olup, bu zorunluluk yerine getirilmeden yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
3-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.
Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda.
2008 yılına ait bilanço dikkate alınarak yapılan değerlendirmeye göre davacının borca batık olmadığı belirtilmiş, Mahkemece bu bilirkişi raporu hükme esas alınarak iflasın ertelenmesi isteminin reddine karar verilmiştir.
İflasın ertelenmesinde, borca batıklığın tespiti sırasında kaydî değerlerin değil, rayiç değerlerin esas alınması gerekir. Bu nedenle, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan yeminli bilirkişi aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilançoda kayıtlı değerler üzerinden varsayımlara dayalı olarak borca batıklığın saptanması doğru değildir. Öte yandan bilirkişi raporuna karşı gerekçeleri de belirtilmek suretiyle davacı vekili tarafından itirazda bulunulmuş olmasına rağmen, bu itirazların karşılanması amacıyla ek veya tamamlayıcı rapor alınmaması da usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde gerekli araştırma ve inceleme yapılıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2010/4086, K. 2010/6431, 26 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama