KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2010/5221 E., 2010/8291 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Tarih
- 26.07.2009
- No
- 766-896
Karar Metni
277 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili davalı yanca müvekkili aleyhine girişilen icra takibine, borcun tamamen ödenmiş olmasına rağmen devam edildiğini; toplam alacak ve gecikme zammı üzerinden tekrar faiz istenmesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek borcun sona erdiğinin tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili yapılan kısmi ödemelerin borcu tamamen karşılamadığını, gecikme zammının faiz sayılmadığını ve buna faiz istenmesinde yasaya aykırı yön bulunmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre gecikme zammının faiz niteliğinde olduğu ve buna faiz yürütülmesinin yasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle davacının 2.477,97 TL. asıl alacak, 2.546,29 TL. faiz ve 458,33 TL. KDV’den dolayı davalının borçlu olduğuna, fazlası için borçlu bulunmadığının tesbitine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Hükme esas alınan 25.5.2007 tarihli raporda davacının yaptığı 2.000,-TL tutarındaki ödemenin varlığı kabul edilmiş iken, hesap tablosunda bu ödeme düşülmeden borç miktarının belirlenmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece gerektiğinde ek rapor alınarak, ödemenin düşülmesi suretiyle yaptırılacak hesap uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2010/5221, K. 2010/8291, 30 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama