KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2010/7694 E., 2010/10003 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarih
- 22.01.2009
- Nosu
- 388-9
- Davalılar
- 1-Türkiye Halk Bankası A.Ş.vek.Av.... 2- ... Fındık Ltd.Şti.
Karar Metni
286 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı banka vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalı banka tarafından icra takibine konu edilen senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka vekili, müvekkilinin ciro yolu ile senedin hamili olduğunu, takibin iptalinin talep edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket, yargılamaya katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece, benimsenen Adli Tıp Kurumu Raporu doğrultusunda, takibe konu bonodaki davacıya atfen atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığı gerekçesiyle davacının borçlu olmadığının tespiti ile tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekili temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını da ileri sürmüş ise de, söz konusu dilekçe temyiz defterine kaydedilmemiş olduğu gibi, harcının da yatırılmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddi gerekmektedir.
2-Davalı bankanın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Raporu’nda mukayese belgelerdeki örnek imzaların inkar edilen imzadan çok sonraki tarihlere ilişkin bulunduğu anlaşıldığından söz konusu raporun hükme esas alınması doğru değildir.
Bu durumda, davacının delil listesi de göz önüne alınarak, inkar edilen imzanın öncesi ve sonrasına ait yakın tarihli örnek imzaları içeren belgeler celp edilip, alınacak rapor doğrultusunda bir karar vermek gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Aslı gibidir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2010/7694, K. 2010/10003, 20 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama