KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2010/9560 E., 2010/12814 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla
Karar Metni
303 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalının satın aldığı araçlar için kredi verdiğini, buna karşılık olarak da yedi adet araç üzerinde rehin tesis edildiğini, davalının ödemelerinde temerrüde düşmesi nedeniyle yapılan icra takiplerinin sonuçsuz kaldığını, davalının araçları gizlediğini, kaçırdığını, bu nedenle de hacizlerin gerçekleştirilemediğini, ayrıca davalı hakkında çok sayıda takip bulunup, bu icra takiplerinin semeresiz kalması nedeniyle ödemelerinin tatil edildiğinin anlaşıldığını belirterek davalının doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket temsilcisi duruşmadaki beyanında, davacıdan satın alınan araçların üçüncü kişilere kiralandığını, ancak kiraladıkları kişilere ulaşamadıklarını, bu nedenle davacıya ödeme yapamadıklarını belirtmiştir.
Mahkemece İİK.nun 166.II hükmüne göre ilanların yapıldığı, iflas avansının mahkeme veznesine depo edildiği, davacının alacağını tahsil edemediği, davalı hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığı, şirketin pasifinin aktifinden fazla olduğu, şirket aktifinin davacının alacağını karşılamadığı belirtilerek davalının iflasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından İİK’nın m.177/1-2 , hükmündeki vakıalara istinaden doğrudan doğruya iflâs davası açılmış, mahkemece İİK’nın 179’uncu maddesinde öngörülen sermaye şirketinin aktifinin pasifini karşılamadığı ve borca batık olduğu gerekçesi ile davalının iflâsına karar verilmiştir.
İİK’nın 179’uncu maddesine göre davalının iflâsına karar verilebilmesi için davalının borca batık olup olmadığının konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kuruluna tespit ettirilmesi gerekli olup, dosya içeriğinden bu yönde bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; doğrudan doğruya iflâs davasının dayandığı vakıalar gözetilip, İİK’nın 177/1-2 hükmünde öngörülen koşulların somut olay bakımından mevcut olup olmadığı araştırılarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesinden ibarettir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2010/9560, K. 2010/12814, 10 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama