KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2010/9636 E., 2010/13123 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
303 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde temlik alan davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili bankaca 15.02.2005 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’ne dayalı olarak dava dışı ... İnş.Ltd.Şti.ne kredi kullandırıldığını, davalının bahse konu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davalının sözleşme altındaki imzaya itiraz ettiği, Adli Tıp Kurumu ve bilirkişi kurulundan alınan raporlara göre davaya konu sözleşmedeki imzaların davalının eli ürünü olup olmadığının tespit olunamadığı, ispat külfetinin davacı yanda olması nedeniyle davacı tarafa yemin teklif hakkının hatırlatıldığı, ancak davacının yemin teklif hakkını kullanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu’ndan alınan 10 Haziran 2008 tarihli raporda, incelemeye konu 15.02.2005 tarihli 500.000.-YTL.tutarlı Genel Kredi Taahhütnamesi’ndeki imzanın davalı ...’ın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği şeklinde, 14.01.2009 tarihli üç kişilik bilirkişi raporunda ise “söz konusu münker iki imza ile ...’a ait özellikle resmi senetlerde ve ipotek dilekçesi sayfalarında bulunan imzalar arasında lokal olarak imzanın tersim biçimi, ebadı, eğimi ve itiyatları bakımından benzerlikler bulunduğu görülmüş olmakla birlikte,
söz konusu her iki imzanın dosyada mevcut ...’a ait imzalarla aynı el ürünü olduğu yönünde daha ileri bir tespite gidilemediği” şeklinde görüş bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece Güzel Sanatlar Fakültesi’nden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan ya da Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Kriminal Laboratuarları’ndan rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2010/9636, K. 2010/13123, 22 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama