KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2011/16542 E., 2012/7742 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
267 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalının icra takibine konu ettiği bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yasal süre içinde (5 gün ) borca itiraz etmediğini, borcun kesinleştiğini belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre senetteki kefil sıfatı ile atılan imzanın davacıya ait olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne, icra takibine konu senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedin kefil davacı yönünden iptaline, davalının imzanın davacıya ait olmadığını bilerek icra takibine başvurduğu kanıtlanamadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı, dava konusu bonoda aval veren durumunda olup davalı ise lehdar sıfatını haizdir. Böylece davalı senedi ciro yolu ile eline geçirmeyip doğrudan keşideci ve aval verenin imzaları üzerine almış olduğuna göre aval veren imzasının davacıya ait olmadığını bilebilecek durumda olduğunun ve bu nedenle kötü niyet tazminatı koşullarının oluştuğunun kabulü gerekirken mahkemece somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2011/16542, K. 2012/7742, 8 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama