KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2011/3608 E., 2011/13530 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
299 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı ... Plastik Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edilerek takibin durmasına sebebiyet verildiğini belirterek,bu nedenle itirazın iptaline,takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin takibe konu kredi sözleşmesinin kefalet limitinin olduğu sayfasında imzasının olmadığını, bu nedenle B.K.'nun 484.maddesi anlamında geçerli bir kefalet ilişkisinden söz edilemeyeceğini, borcun asıl borçludan tahsil edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; davalının ödenmeyen kredi borcundan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, ancak sorumluluğun kefalet limiti olan 100.000.TL ve kendi temerrüdü ile sınırlı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B.K.'nun 484.maddesi gereğince, kefalet akdinin geçerliliği sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı miktarın açıkça belirlenmiş olmasına bağlıdır. Ayrıca kefaletin geçerliliği yönünden 12.04.1944 tarihli Yargıtay İBK’nın da dikkate alınması gerekir.
Sözü edilen kararda “kefillik sözleşmesinde kefilin ödeyeceği miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve senetten böyle bir miktarın anlaşılabilip anlaşılamayacağının hakim tarafından kendiliğinden göz önüne alınması gerektiği” ne değinilmiştir. Buna göre, kefalet sözleşmesinden kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın mevcudiyeti anlaşılabiliyorsa sözleşmenin geçerli olacağı kuşkusuzdur.
Somut olayda davalı kefil tarafından imzalanan sözleşmeden kefilin sorumlu olacağı miktar anlaşıldığından kefilin bu sözleşmeden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması isabetlidir. Davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmemiş ve hükmün onanması gerekmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2011/3608, K. 2011/13530, 31 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama