KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2011/4642 E., 2011/13548 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince katılma yoluyla duruşmasız, davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili hakkında bonoya istinaden icra takibi yapıldığını, davalının düzenlediği ibranameye istinaden borç ve takibin ortadan kalkmasına rağmen davalı tarafından takibe devam edilerek müvekkilinin icra tehdidi altında yeni bir ödeme taahhüdü yaparak anlaşmak zorunda kaldığını, borcun taahhüde uygun ödenmesine rağmen davalının kötü niyetli haczetmiş olduğu malları satışa çıkarttıklarını ve malları davalının aldığını belirterek, müvekkilinin icra dosyasında bulunan borcun kalmadığından davalıya borcunun bulunmadığının tespitine ve %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın 6.5.2008 tarihinde açıldığı, yargılama devam ederken yapılan 5.8.2008 tarihli anlaşma çerçevesinde borç miktarının 30.000,00 TL olarak karşılıklı kabul ile sabitlendiği, sabitlenen borcun bir kısmının ödendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 30.000 TL borçlu olduğunun ve fazla miktar kadar borçlu olmadığının tespitine, verilen ihtiyati tedbirin davaya konu edilen 15.500,00 TL’lik kısmı üzerinden konulduğu ve infaz edildiği nazara alınarak davalının %40 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını da ileri sürmüş ise de, söz konusu dilekçe temyiz defterine kaydedilmemiş olduğu gibi, harcının da yatırılmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddi gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-İİK’nun 72/5.maddesi hükmüne göre borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin, haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılırsa, talep üzerine alacaklının tazminatla mahkum edileceği belirtilmiştir.
Somut olayda davalı alacaklının davacının da itiraz etmediği kambiyo senedine dayalı icra takibi yapması, kötüniyetli olduğunu göstermez. Nitekim davadaki istem ödemeler nedeniyle icra dosyasındaki borcun kalmadığını, dolayısıyla davacının davalıya borcunun bulunmadığının tespitini içermektedir. Bu durumda davalı alacaklının tazminat ile sorumlu tutulması yasaya aykırı olup, hükmün bu yön itibariyle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2011/4642, K. 2011/13548, 1 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama