İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /19. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 19. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2011/4778 K.2011/14707

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine…

Esas2011/4778Karar2011/14707Tarih24 Kasım 2011Okuma6 dk · 1.243 kelime

KÜNYE

(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2011/4778 E., 2011/14707 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Kasım 2011
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.243 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- KARAR -

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya canlı hayvan sattığını, KDV oranını %1 olarak tahsil ederek hazineye ödediğini, ancak vergi dairesi elemanlarınca düzenlenen inceleme raporunda KDV oranının %8 olması gerektiği ve Vergi Usul Kanununun 30/6.maddesi uyarınca eksik olan %7 oranındaki farkın tarh ve tahsil edilmesi gerektiği yönünden görüş bildirildiğini ve anılan verginin müvekkilinden tahsil edildiğini, vergi mevzuatından kaynaklı müteselsil sorumluluk gereği söz konusu KDV farkının ödenmesini davalıdan talep ettiklerini, davalının olumsuz cevabı üzerine başlattıkları icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, takibe konu borcun akitten kaynaklanmadığını, vergi borcuna ilişkin olup, bu nedenle genel yetki kuralları gereğince müvekkilinin ikametgahı Mersin İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, esasa ilişkin olarak ise KDV ödeme yükümlülüğünün davacı satıcıya ait bulunduğunu, müvekkilinin faturadaki KDV dahil bedel üzerinden davacı ile anlaşarak alışveriş yaptığını, davacının kendisinin vergiyi eksik yatırdığını, Vergi Usul Kanununun 11.maddesinde öngörülen müteselsil sorumluluğun devlete karşı olduğunu, faizin başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini bildirerek davanın reddi gerektiği savunmuştur.

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, yanlar arasındaki alım satım ilişkisinde KDV oranının %8 olmasına rağmen %1 olarak uygulandığı, bu nedenle davacıya %8 oranında KDV hesaplanarak cezalı vergi borcu tahakkuk ettirildiği, KDV’nin mahiyeti itibariyle son alıcıya yansıtılan bir vergi olması nedeniyle aradaki %7 oranına isabet eden fark tutarından davalının sorumlu olacağı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, davalının asıl alacağa itirazının iptaline, 8.316,83 TL asıl alacağa takipten itibaren yasal faiz yürütülerek takibin devamına, fazla talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Taraflar arasında hayvan alım satımı yapıldığı ve davacı tarafından düzenlenen faturada yazılı %1 KDV’li satış fiyatının alıcı tarafından ödendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, satışın tamamlanmasından yaklaşık 3 yıl sonra davacı defterleri üzerinde maliye müfettişleri tarafından yapılan inceleme sonucunda dava konusu satış nedeniyle %8 KDV alınması gerektiği yönündeki teftiş raporu doğrultusunda davacının maliyeye ödediği %7 oranındaki KDV farkını davalıdan isteyip, isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.10.2004 tarih, 2004/19-456 Esas, 2004/531 Karar sayılı kararında da ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, “213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 8.maddesi, vergi yükümlüsünü (mükellefini) vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişi, vergi sorumlusunu ise, verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi şeklinde tanımlamış; kural olarak vergi yükümlülüğüne ve sorumluluğuna ilişkin özel sözleşmelerin, vergi dairelerini bağlamayacağı hükmünü getirmiştir.

Katma Değer Vergisi, mal ya da hizmetin üretiminden tüketiciye intikaline kadar her el değiştirme aşamasında alınan genel bir tüketim vergisidir(Prof. Dr. ... ... Canoğlu-Doç. Dr. Rüstem Hacırüstemoğlu, Vergi Uygulamaları ve Muhasebesi, Beta Basım Yayım Dağıtım AŞ., İstanbul 1990, s.425).

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 8.maddesine göre, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, Katma Değer Vergisinin mükellefleri(yükümlüleri), bu işleri yapanlardır.

Aynı Yasa’nın 9.maddesinde ise, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı’nın vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları, verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği belirtilmiştir.

Anılan Kanunun 57.maddesi, "perakende satışı yapılan mallara ait etiketlerde Katma Değer Vergisinin satış fiyatına dahil olup olmadığı açıkça belirtilir. Vergi satış fiyatından hariç ise, bunun miktarı ayrıca gösterilir. Katma Değer Vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesine gerek görülmeyen işlerde bu hüküm uygulanmaz" hükmünü taşımaktadır.

Bu yasal düzenlemelerin, somut olayda uyuşmazlığın ilişkin bulunduğu satış sözleşmeleri bakımından ortaya koyduğu sonuç şudur:

Türk Vergi Sistemi, Katma Değer Vergisini mal ya da hizmetin üretiminden tüketiciye intikaline kadar her el değiştirme aşamasında alınan genel bir tüketim vergisi olarak düzenlemek suretiyle, satış işlemlerinde bu verginin alıcı tarafından ödenmesini öngörmüştür.

Buna göre alıcı, satış bedelini ve o bedel üzerinden devlete ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi tutarını satıcıya verecek; satıcı ise, kendisine ait satış bedeli ile birlikte, Katma Değer Vergisini de alıcıdan tahsil edecek; satış bedelini kendisinde tutup, Katma Değer Vergisini devlete ödeyecek, bu yönde bir aracılık yapacaktır. Eş söyleyişle, alıcının ödediği Katma Değer Vergisini onun asıl sahibi durumundaki devlete intikal ettirmekle yükümlü olan; kısaca bu verginin devlete karşı yükümlüsü durumunda bulunan satıcıdır.

Alıcıya düşen satış bedelinden ayrı olarak gösterilmesi ve bu şekilde kendisinden istenmesi halinde, bedele ek olarak vergi tutarını da satıcıya vermekten ibarettir. Alıcı, söz konusu verginin yükümlüsü veya sorumlusu değildir. Başka bir ifade ile, Katma Değer Vergisini devlete ödemek üzere satıcıya vermek alıcıya ait bir görev, bunu satış bedeli ile birlikte alıp, daha sonra Maliye’ye yatırmak ise satıcıya ait bir yükümlülüktür. Devlet, bu yasal düzenlemelerle borçlusu, alıcı olan Katma Değer Vergisini kendi adına ondan tahsil etmek ve daha sonra yasal düzenlemelerin öngördüğü şekil ve zamanlarda kendisine (Maliyeye)ödemek yükümlülüğünü satıcıya yüklemiştir.

Görüldüğü üzere, satış sözleşmeleri bakımından vergi yükümlülüğü devlet ile satıcı arasındaki bir ilişkiyi ifade etmektedir.

Devlet, oluşturduğu vergi sisteminde vergiyi doğuran satış ilişkisi çerçevesinde kendisine katma değer vergisi ödenmesini satıcıya ait bir yükümlülük olarak düzenlemiştir. Satıcının, devlete ödenecek katma değer vergisini satış bedeline dahil olarak mı, yoksa ondan ayrı olarak mı tahsil edeceği, kural olarak yasal düzenlemelerin konusu değildir. Alıcı ve satıcı arasındaki bir iç ilişki olarak, onların tasarrufuna bırakılmıştır.

Dolayısıyla, yasadan kaynaklanan ayrık durumlar dışında bir satış sözleşmesinde, satıcı, tarafların üzerinde anlaştıkları koşullar çerçevesinde alıcıdan alması gereken katma değer vergisi tutarını da satış bedeline ekleyip mal bedeli ve KDV.yi ayrı ayrı göstererek ödenecek toplam miktarı davalının onayına sunmak; kabul ettiği takdirde toplam bedeli alıcıdan almak veya tersine, satış bedelini belirlerken katma değer vergisini hiç hesaba katmayıp, bunu bizzat üstlenmek, böylece kendi üzerinde tutacağı mal bedeli miktarını azaltmak yolunu seçebilir.

Ya da, devlete ödenmesi gereken katma değer vergisi miktarının bir kısmını kendisi üstlenmek suretiyle satış bedelinin alıcı yönünden cazip hale gelmesini sağlayabilir. Kuşkusuz, satış bedelinin ve onun katma değer vergisinin ayrı ayrı gösterildiği durumlarda, alıcının anılan vergiyi ödemekten kaçınması halinde, satıcı, malını satıp satmamakta özgürdür.

Ya da, alıcı, KDV.'li fiyatı yüksek bulup, malı almayabilir.Sözleşme aşamasında, satış bedeli ve vergi tutarını ayrı ayrı göstermeyen satıcı, o satıştan dolayı ödediği katma değer vergisini alıcı adına değil, kendisi adına ödemiş olur.

Bunu sonradan alıcıdan isteyip isteyemeyeceği; vergi Hukukunun düzenleme alanının dışına taşan, Vergi Hukuku'nun kural ve ilkelerine göre değerlendirilmesine olanak bulunmayan, dolayısıyla Borçlar Kanunu'nun sözleşme hukukunu düzenleyen hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir sorundur.

Borçlar Kanunu çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; bedel unsuru, satış sözleşmesinin esaslı unsurudur. Satıcının, başlangıçta üzerinde iradelerin birleştiği bedel (alıcının, satıcıya ödeyeceği tutar) dışında alıcıdan sonradan ayrıca bir istemde bulunmasına olanak yoktur. Taraflar arasındaki satış ilişkisinde davacı tarafından düzenlenen fatura kapsamındaki satış bedeli ödenmiş ve mal da teslim edilmek suretiyle hukuki ilişki sona ermiştir. Hukuki ilişki sona erdikten uzun bir süre sonra katma değer vergisi farkının talep edilmesinin hukuki dayanağı bulunmamaktadır.”

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 11.04.1989 tarih, 1989/533 E, 1989/2502 K. sayılı kararında da aynı hususlara değinilerek bir satış ilişkisinde satış bedeli ödenip, hukuki ilişki sona erdikten sonra satıcının, alıcıdan ayrıca KDV talebinde bulunamayacağı belirtilmiştir (Yargıtay Kararlar Dergisi, Cilt 16, sayı 3 Mart 1990, s. 400-402).

Yukarıdaki açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; davacı, davalıya %1 KDV'li olarak satış bedelini belirleyip mal satıp, teslim etmiştir. Davalı da bu şartlarla satış bedelini ödeyip, malı teslim almıştır.

Davalı savunmasında, taraflar arasındaki satış anlaşmasının bu şeklide gerçekleştiğini savunmuştur. Böylece davacı aksini kanıtlayamadığına göre satış sözleşmesinin taraflarına yüklenen yükümlülükler karşılıklı olarak ifa edilip, sözleşme ilişkisi sona erdirildikten üç yıl sonra davacının bu kez davalıdan KDV farkı adı altında talepte bulunmasının hukuki dayanağı olmadığından mahkemece davanın reddi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2011/4778, K. 2011/14707, 24 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
19. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/4778
Karar No
2011/14707
Tarih
24 Kasım 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2011/4780 K.2011/6675
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2011/4780 K.2011/46683
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2011/4781 K.2011/14708
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2011/4783 K.2011/14709
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2011/4784 K.2011/11390
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2011/4784 K.2011/15080

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.