KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2011/5479 E., 2011/16160 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
312 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında bulunan ... Boyaları Bayilik Sözleşmesinin daha sonra davalının doğrudan dava dışı İDO adına fatura düzenlemesi ve müvekkiline komisyon ücreti ödenmesi şeklinde değiştirildiğini, davalının komisyon ücretini ödemediğini ileri sürerek şimdilik 7.500 TL komisyon ücretinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının taraflar arasındaki ilişkiyi 2001 yılından sonra ticari tellallık olarak nitelendirdiğini, sözleşmenin feshedildiği tarihten bir yıl geçtikten sonra davanın açıldığını, TTK'nun 106/2. maddesi gereğince bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı itirazında bulunmuş, esasa cevabında ise davacının kötüniyetli davranışlarından dolayı müvekkilinin müşterilerinden gelen şikayetler üzerine sözleşmenin 3. maddesine dayalı olarak sözleşmenin müvekkili tarafından feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; sözleşmenin uzadığına veya yenilendiğine ilişkin bir delilin sunulamadığı, sözleşmenin özel hükümlerinin incelenmesinde de sözleşmenin uzamasıyla ilgili herhangi bir hükme yer verilmediği, dolayısıyla sözleşmenin uzadığının ispatlanamadığı,
01.10.2001 ile 01.04.2002 tarihleri arasında geçerli sözleşme bakımından sözleşme kapsamında sözleşmenin bilinçli olarak uzayacağı dönem öngörülmesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında sözleşmenin normal süresi sona erdikten sonra belirsiz süreli olarak zımni tecditle uzadığının dosya kapsamından anlaşıldığı buna göre davada sözleşmenin niteliği ile birlikte feshi ihbar hakkının usulüne uygun kullanıp kullanılmadığının önem taşıdığı, feshin davalı tarafından usulüne uygun biçimde yapıldığı,
davalının satışlarının fesih bildiriminden sonra gerçekleştiği, davalının feshin haksız olduğunu ispatlayamaması karşısında iyi niyetli sayılamayacağı, dolayısıyla açılan davanın haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2011/5479, K. 2011/16160, 19 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama