KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2011/6173 E., 2012/679 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
367 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalının garanti eden sıfatı ile imzaladığı kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptaline, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu kredi sözleşmesinde kefalet limitinin belirtilmediğini, kefaletin geçerli olduğu kabul edilse bile adi kefalet olduğundan öncelikle asıl borçluya başvurması gerektiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre; davalının kefil olarak kabul edilmesi gerektiği, sözleşme limitinin belirtilmiş olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile takibin 1.850 TL. asıl alacak üzerinden devamına, %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, somut olayda kefalet koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484. maddesine göre; kefaletin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın gösterilmesine bağlıdır. Kefalet limiti, sözleşmede belirtilmemiş olmakla birlikte sözleşme içeriğinden kefilin sorumlu olduğu azami miktar anlaşılabiliyorsa, kefaletin geçerli olacağı 12.04.1944 tarih 14/13 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı ile kabul edilmiştir.
Somut olayda, davalının imzası bulunan kredi kartı sözleşmesinde kefalet limiti belirtilmediği gibi sözleşme içeriğinde kefilin sorumlu tutulacağı azami miktarın belirlenmesine yarayacak sözleşme limitine de yer verilmemiştir. Sözleşmenin son sayfasının arka bölümünde bankaca doldurulacağı belirtilen "Şube Onayı" başlıklı kısımda yer alan limit, sonradan banka tarafından uygun görülerek doldurulmuş bir bölüm içerisinde yer almakta olup, sözleşme içeriğinden sayılamayacağından anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararının olayımız bakımından uygulanabilirliği bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece, davalının kefaleti yönünden Borçlar Kanunu'nun 484. maddesinde öngörülen geçerlilik koşullarının gerçekleşmediği gözetilmeden ve kredi kartlarına kefaletin niteliği ile ilgili 5464 sayılı Yasanın 24/son maddesinde öngörülen hüküm üzerinde durulup, tartışılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2011/6173, K. 2012/679, 23 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama