KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2011/7143 E., 2012/1202 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
395 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı asıl borçlu ...'in davalı bankadan kullandığı ticari krediye 20.000.00 TL limitle kefil olduğunu, bankanın alacağını ipotekle teminat altına almasına rağmen ipotekli, takip ile birlikte aynı gün hukuka aykırı olarak müvekkili aleyhine de genel haciz yolu ile takibe giriştiğini, müvekkilinin ani haczin şoku ile 3.000 TL.'lik ve 5.000 TL'lik müşteri çeklerini davalı bankaya verdiğini, bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte 45.000 TL tahsil ettiğini kabul ve ikrar ettiğini,
bankanın çek yaprağı riski nedeniyle 5.170 TL alacağı olduğu ve bundan da müvekkilinin sorumluluğunun bulunduğu yönündeki beyanının doğru olmadığını, ipotekli takipte müvekkilinin kefil olduğu limit karşılandığı için borçtan sorumluluğunun sona erdiğini, davalı bankanın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin icra takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, ödemelerin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile hem ipoteğin paraya çevrilmesi hem de davacı aleyhine icra takibine girişmesinde bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporuna göre kredi borcu kefilleri ve asıl borçlunun toplam ödemesinin 57.299.22 TL olduğu, tahsilat miktarı ile davacının kredi kefalet miktarı dikkate alındığında davacının herhangi bir borcunun olmadığı, asıl borç ödenince kefilin de bu oranda borçtan kurtulacağı gerekçeleri ile davanın kabulüne, icra dosyasından dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine de elverişli bulunmamaktadır. Zira bilirkişinin banka kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yapmadan sadece asıl borca yönelik ödemeleri gözeterek görüş bildirdiği anlaşılmaktadır.
Davacı, müteselsil kefil olarak imzaladığı dava konusu Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sınırlı olmak kaydı ile kefalet sona ermedikçe asıl borçlunun borçlarından sorumlu olduğundan somut olay bakımından bakiye borç bulunup bulunmadığının saptanması yönünden konusunda uzman bir bilirkişiye banka kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınıp tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde
hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2011/7143, K. 2012/1202, 31 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama