KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2011/7841 E., 2012/382 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
277 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu ... İnşaat Ltd Şti arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla yeraldığını, kredi geri ödemelerinin aksaması üzerine hesabın kat edilerek noter kanalı ile borçlulara tebliğ edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine başlatılan icra takibinin davalıların itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek davalıların takibe vaki itirazlarının iptaline ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı banka tarafından keşide edilen ihtarnamenin müvekkillerine tebliğinden itibaren bir aylık itiraz süresi geçtikten sonra takip yapılabileceğini, husumetin kredi sözleşmesinin asıl borçlusuna yönetilmesi gerektiğini, uygulanan faiz oranının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, İİK.nun 68/b-1 maddesi gereği davalılara tebliğ yapılmadan ve 1 aylık itiraz süresi dolmadan icra takibinin yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık banka kredi kartı genel sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı banka tarafından hesabın kat edildiği ve davalılara ihtarname gönderildiği ancak, ihtarnamelerin tebliğ edilemeden geri döndüğü dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda somut olay bakımından takipten önce temerrüt gerçekleşmemiş ise de hesabın kat edildiği tarihte dava konusu kredi borcu muaccel olmuştur. Muaccel hale gelen bir borcun ödenmesi için alacaklı tarafından takibe girişilmesini engelleyen yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2011/7841, K. 2012/382, 18 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama