KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2012/13413 E., 2012/17910 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili aleyhine çeke dayalı olarak davalı yanca icra takibine girişildiğini, takibin kesinleştiğini, haciz işlemlerinin başlatıldığını, müvekkilinin nüfus cüzdanını kaybettiğini, dava dışı ... isimli bir şahıs tarafından ele geçirilen kimliğin üzerindeki fotoğraf değiştirilmek suretiyle resmi evrakta sahtecilik yapıldığını, müvekkili adına oluşturulan sahte kimliğin çek karnesi alımında ve diğer resmi işlemlerde kullanıldığını, anılan kişi hakkındaki ceza kovuşturmasında mahkumiyet kararı verildiğini,
takibe konu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek çeke dayalı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine takip konusu alacağın %40'ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin iyiniyetli 3.şahıs konumunda olduğunu, imzanın sahteliğini bilebilecek durumda olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan Adli Tıp Raporu doğrultusunda, dava konusu çekte keşideci imzasının davacının eli mahsulü olmadığı, davalı şirketin çekte lehtar olup çekteki imzanın sahteliğini bilebilecek durumda olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne icra takibine konu çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı yararına %40 kötü niyet tazminatına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi kötü niyet tazminatı yönündendir.
İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK’nun) 72,V hükmüne göre, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması koşuluyla davalı alacaklının tazminata mahkûm edilmesi gerekir. Somut olayda, davalı takibinde haksız ise de kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi gerekirken davalının %40 oranında tazminata mahkum edilmesi doğru değil ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK.nun 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2012/13413, K. 2012/17910, 28 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama