KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2012/13477 E., 2013/2040 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2013
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
270 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili; davalı şirket tarafından dava dışı bir iş ortaklığı lehine keşide edilen çekin müvekkili şirkete ciro edildiğini, keşideci olan davalının ve lehdarın müvekkili şirketi oyalamaları nedeniyle çekin yasal süresinde bankaya ibraz edilemediğini, tüm taleplerine rağmen davalının çekin bedelini ödemediğini ve müvekkili şirket zararına sebepsiz zenginleştiğini, çek bedelinin tahsili için davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; takip konusu çekin yasal süresinde ibraz edilmemesi nedeniyle çek vasfını yitirdiğini ve davacının müracaat hakkının kalmadığını, ayrıca dava zamanaşımı süresinin dolduğunu, taraflar arasında sebepsiz zenginleşmeye yol açacak bir ilişkinin de olmadığını, çeke ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davalının yasal süresinde ibraz edilmemiş takibe konu çekin lehdarına ödeme yaptığına ilişkin bir savunmada bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu çek nedeniyle sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlayamadığı, bunun yanında asıl alacak miktarının ilgili takip tarihindeki kur esas alınarak belirlendiği, ayrıca davalının BK 101.maddesi gereğince temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı, bu nedenle işlemiş faiz isteminin reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2012/13477, K. 2013/2040, 4 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama