KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2013/11170 E., 2014/1046 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ocak 2014
- Mahkemesi
- İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 20/03/2013
- Numarası
- 2012/241-2013/84
Karar Metni
283 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. A. Z.gelmiş, diğer davacılar tarafından kimse gelmemiş olduğundan, onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Mahkemece alınan 01.10.2007 tarihli Kök ve 01.03.2010 tarihli ek bilirkişi raporlarında; davalı banka çalışanı B. K.'in davacılar adına kredi kullandırdığı, bu şekilde hesaba gecen tutarları daha sonra ya bu hesaplardan ya da ana hesaba bağlı ve onların bilgisi dışında açtığı hesaplara aktararak çektiği ve zimmetine geçirdiği, dava konusu hesaplara ilişkin bir takip dosyası bulunmadığı davalı tarafından dava konusu tutarlara ilişkin bir talepte bulunulmadığı bildirilmiştir.
04.06.1958 gün 15/6 sy. Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında açıklandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlamak da hakimin görevidir. Diğer bir deyişle bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir. (HUMK 76. md. HMK 33. md.)
Bu durumda mahkemece, aldırılan bilirkişi raporları gözetilerek, sadece davacının davalı banka çalışanının yapmış olduğu usulsüz işlemler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, bunun dışında “... 176.779,00 TL'nin davacı şahıs hesabına, 5.001,00 TL'nin davacı şirket hesabına iadesine” şeklinde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2013/11170, K. 2014/1046, 13 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama