KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2013/1533 E., 2013/6940 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
389 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kurum bünyesinde 17.05.2000 tarihinde dolar hesabı açtırdığını, hesap hareketleri incelendiğinde hesabında 17.068 dolar bulunduğunun açıkça görüldüğünü, müvekkilinin tüm şifahi taleplerine rağmen hesabındaki paranın ödenmemesi üzerine,
davalıya ödeme konusunda ihtarname gönderdiklerini, davalının cevabi yazısında ödeme sırası geldiğinde mektupla bilgi verilerek ...'ta açacakları hesaba para transferinin yapılacağının bildirildiğini, buna istinaden müvekkilinin ...'ta adına hesap açtırdığını ve bunu davalı kuruma bildirdiğini, davalı kurumun cevabi yazısında yine ödeme sırası geldiğinde ödeme yapılacağını bildirmesi üzerine alacağın tahsili için davalı aleyhine Kocaeli 2. İcra Müdürlüğü' nün 2011/696 sayılı dosyasından icra takibi yaptıklarını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek,
itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine %40' dan aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin münfesih olduğunu, davacının müvekkili şirket nezdindeki hesabının kar ve zarara katılım akdine dayandığını, bu hesaba yönelik olarak henüz kesinleşmiş muaccel ve likit bir alacağın bulunmadığını, kar ve zarara katılma hesabı aktinin müvekkili şirket ile hesap sahipleri arasında yapılan ve sonuca katılmalı ödünç akdi unsurlarının bir araya geldiği karma bir akit olduğunu, akdin niteliği gereği hesap sahibinin dönem sonunda varsa kara katıldığını, ancak akit gereği zarar halinde kar almama ve zarara katlanma zorunluluğunun da olduğunu,
alacak ve miktarı tasfiye süreci sonunda belli olacağından bu tarihten önce talep edilemeyeceğini, benzer davalarda muhtelif mahkemelerden davanın reddi yönünde kararlar verildiğini ve bu kararların onandığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki ilişkinin kar ve zarar ortaklığına dayandığı, davalı şirketin faaliyet izninin BDDK' nın 10.02.2001 tarihli 171 sayılı kararı ile kaldırıldığı, daha sonra davalı şirketin aldığı karar uyarınca tasfiye haline girdiği, davacının ancak davalı şirketin tasfiyesinin tamamlanmasından sonra ortaya çıkacak sonuca göre alacaklı ya da borçlu olup olmadığının tespit edilebileceği, dava tarihi itibariyle henüz tasfiye işlemleri tamamlanmadığından davacının alacağının muaccel olduğundan sözedilemeyeceği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2013/1533, K. 2013/6940, 16 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama