KÜNYE
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi 2013/2472 E., 2013/5520 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2013
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
271 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalının kullanmış olduğu çeklerin kanuni karşılığının tazmini ve masraflar için girişilen icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı şirketin 22617-22618-22619 ve 24 586 nolu çeklerin, şirket temsilcisinin şahsi çekleri olması nedeniyle bu çeklerden dolayı sorumlu olmadığı, davalı şirketin kallandığı çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle 2.134,37 TL'yi davacının talep hakkı bulunduğu, davalının bu miktara itirazında haksız olduğu, alacak yargılamayı gerektirdiğinden likit bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin borçluya 25.09.2008 tarihinde tebliğ edildiği icra dosyası içindeki tebliğ belgesinden anlaşılmaktadır. Borçlu, tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük itiraz süresi geçtikten sona 06.10.2008 tarihinde itiraz etmiştir. İtiraz süresinde yapılmadığından icra takibi kesinleşmiştir. Kesinleşen icra takibine karşı itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
İtirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisi, borçlunun aleyhindeki ilamsız icra takibine ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 günlük itiraz süresi içinde itiraz etmesi sonucunda takibin durmuş olmasıdır. Somut olayda, bu şart gerçekleşmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekir. Dava şartı aleyhe bozma yasağının istisnalarından olduğundan mahkemece bu yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2013/2472, K. 2013/5520, 28 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama