KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2014/10398 E., 2014/13960 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2014
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
379 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalı ...' ın 05/08/2007 vadeli, 155.000-TL bedelli senedi, davadışı asıl borçlu ...' in imzaladığını, müvekkiline de kefil sıfatı ile imzalattığını, ancak daha sonra senetteki imzanın ...' e ait olmadığını ve bu şahsın senet imza tarihi olan 15/01/2007' de hastanede olduğunu, 17/03/2007 tarihinde de vefat ettiğini öğrendiğini, senetteki imzanın asıl borçluya ait olmaması nedeniyle müvekkilinin kefaletinin de geçersiz olacağını, zira unsurları içermeyen bir senedin bono niteliğinde sayılamayacağını, senette malen ibaresinin yazılı olup müvekkili ile davalı arasında ticari bir ilişki olmadığını,
davalının senede dayalı olarak 2011/4758 sayılı dosyadan icra takibi yaptığını belirterek, senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, senedin iptaline, davalı aleyhine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin senetteki asıl borçlu ... denilen kişiyi tanımadığını, davacının ...'ten alacağına karşılık bu senedi aldığını söyleyerek müvekkiline olan borcuna karşılık verdiğini, senedin davacı tarafından özgür iradesi ile imzalandığını, müvekkilinin ...'ten değil davacıdan alacaklı olduğunu, ayrıca keşidecinin hasta olmasının senet imzalamasına engel olmadığını, senet borçlusu ve mirasçılarının dahi imzaya dair bir itirazları yokken davacının imzanın aidiyeti konusunda bu kadar emin olmasının hayatın akışına ters olduğunu belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, takibe konu senedin kambiyo senedi niteliğinde bulunduğu, bilirkişi raporu ile keşideci imzasının keşideciye ait olmadığı tespit edilmiş ise de, senet ön yüzündeki davacıya ait kefil imzasına itirazda bulunulmadığı, TTK. 778 (eski TTK. 690 md) maddesi ve TTK. 677 (eski TTK. 589 md) maddelerindeki düzenleme gözetildiğinde, bonodaki keşideci imzası keşideciye ait olmasa dahi bonodaki diğer imzaların geçerliliğini etkilemeyeceği ve dolayısıyla davacı imzasının sıhhatine etki etmeyeceği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2014/10398, K. 2014/13960, 23 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama