KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2014/11459 E., 2015/9044 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2015
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
516 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.e davalı vek.Av. ...'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili şirket hakkında ...'nin kredi alacağından dolayı başlatılan ilamsız icra takibinde, haciz ve muhafaza altına alınan ürünlerin saklandığı deponun kira bedeli ve kanuni takip masraflarından oluşan 12.11.2001 tarihi itibariyle 34.370 USD'yi müvekkilinin 29.08.2002 tarihinde icra dosyasında temlik alacaklısı TMSF'ye ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini ve bu meblağı çek ile ödediğini,
TMSF tarafından ...len 53.611 TL depo kirasının(yedi eminlik ücreti) ve bakiye depo kira bedeli çıkarsa onun da ödeneceğinin bildirildiğini,... ve temlik alacaklısı TMSF aleyhine iş bu depo kirasının tahsili için ...tarafından başlatılan icra takibinde, TMSF tarafından müvekkili şirketçe yatırılan depo kirası icra takip dosyasına yatırılmadığından ve dava takip edilmediğinden 116.711,21 TL alacağın büyümesine ve 641.917,30 TL olarak ödenmesine sebebiyet verildiklerini,
müvekkilinin ...'deki hesaplarına ihtiyati haciz konulduğundan 05.08.2011 tarihi itibariyle 655.700,55 TL TMSF'nin hesabına bu haciz yolu ile haksız olarak ödendiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalıya 655.700,55 TL borçlu olmadığının tespitine, bu meblağın ödeme tarihi 05.08.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, istirdat davasının 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacı şirket hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü hakkındaki Kanun hükümlerine göre yapılan icra takibine itiraz edilmeyerek takibin kesinleştiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere göre; taraflar arasında imzalanan protokole göre yediemin depo ücretinin davacı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının davacı hakkında yürütülen takip sonrası yedieminliğe kaldırılan mallara ilişkin depo ücretinin 6183 sayılı Kanunun tanıdığı haciz hakkını kullanarak haciz yolu ile 05.08.2011 tarihinde tahsil ettiğinin her iki tarafın da kabulünde olduğu, bu durumda İİK'nın 72. maddesinde dava açmak için öngörülen 1 yıllık sürenin dava tarihi itibariyle dolduğu,
davacı vekilinin 16.12.2013 tarihli dilekçesi ile "taleplerinin bizim nitelemelerimizden bağımsız olarak maddi vakıaların hukuki dayanağının ... nın menfi tespit/ istirdat veya Borçlar kanunu'nun sebepsiz zenginleşme hükümlerinden hangisine gireceğini sayın mahkeme tespit edecektir" şeklinde talepte bulunduğu, davacı ... şirketi yetkilileri ve TMSF arasında 17.08.2012 tarihli yazı ve eki belgelerle davacı şirketin davalı TMSF'yi ibra ettiği ve herhangi bir dava açmayacağına ilişkin ibraname bulunduğu, davalının depo ücreti ile ilgili açılan dava ile ilgili olarak herhangi bir itirazda bulunmadığı,
yasal hakkın kullanımının hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilmesi için geçerli sebep olamayacağı, protokol hükümleri doğrultusunda yediemin depo ücretinin tahsilinin talep edildiği anlaşılmakla sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması imkanı bulunmadığı, ödemenin kesinleşmiş mahkeme kararları ve protokol uyarınca yapılmış bir ödeme olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2014/11459, K. 2015/9044, 17 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama