KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2014/15270 E., 2015/2104 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
320 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, temlik eden davacı ... ile dava dışı .... arasında imzalanan 22.01.1999 tarihli Bankacılık sözleşmesine garantör olan davalının, kredi borcunun ödenmemesi üzerine yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığını, BK'nın 125. maddesi hükmü uyarınca alacağın zamanaşımına uğradığını, takip dayanağı belge dosyasına ibraz edilmediğinden bilgisi dışında olan kredilerden müvekkilinin sorumlu tutulmayacağını, talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, takipten sonra müvekkilinin garantör sıfatıyla çekilen kredilerden dolayı sorumlu tutulmayacağına dair ihtarname keşide edildiğini ileri sürerek, davanın reddi ile %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılamada toplanan delillere ve benimsenen 13.01.2014 tarihli ek bilirkişi raporuna göre; davalının 3. şahıs adına garanti veren sıfatı ile imzaladığı sözleşmede bir limit belirlenmediği, somut olayda, davalının amacının, sözleşmede hiçbir menfaati olmayıp, ticari gaye gütmeden sadece dostane ilişkiler nedeniyle tüketime yönelik teminat amaçlı ve kefalete dair olduğu, bu amacın garantörlük olarak değerlendirilemeyeceği, sözleşmede ise limit belirlenmediğinden davalının sorumluluğu bulunmadığı,
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27/11/2013 tarih, 2013/14554 E., 2013/18972 K., 06/06/2013 tarih, 2013/3886 E., 2013/10512 K. sayılı ilamlarının ve yerleşmiş içtihatlarının da bu doğrultuda olduğu, ayrıca sözleşmede kullanılan garantör ibaresine rağmen, davalının davacı banka ile garanti sözleşmesi değil, kefalet sözleşmesi imzaladığının kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle kefalette gerekli ve sorumlu olunan tutarın sözleşmede gösterilmemesi nedeni ile şahsi sorumluluğunun doğmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm temlik alan davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2014/15270, K. 2015/2104, 18 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama