KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2014/17478 E., 2015/14251 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2015
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 17/07/2014
- Numarası
- 2013/195-2014/217
Karar Metni
402 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av G. T.. ile davalı vek. Av. A.. P..'ün gelmiş, olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, taraflar arasında tedarikçi sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişkinin bulunduğunu, davalının belirli dönemlerde müvekkilinin onayını almadan özel nitelikte bir takım kampanyalar gerçekleştirdiğini, davalının bu kampanyalara dayalı olarak müvekkili adına düzenlediği iade faturalarına süresinde itiraz edildiğini, ancak davalının itiraza konu bu faturaları gözeterek müvekkiline mal satışından kaynaklanan alacağını ödediğini, bir başka ifadeyle keyfi olarak eksik ödeme yaptığını ileri sürerek, davalı tarafından müvekkiline ödenmeyen iade faturaları karşılığı olan 478.810,19 TL’nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddiaya konu faturaların taraflar arasındaki 2010 yılı Tedarikçi Sözleşmesine uygun olarak düzenlendiğini, davacının “Thomas Çook Kazanacaksın Türkiye ve Ramazan” kampanyalarına ilişkin toplam 46 faturaya taraflar arasındaki sözleşmenin 3.12 maddesine aykırı olarak itiraz ettiğini, kaldı ki, geçmiş yıllarda davacının bu tür faturaları itirazsız ödediğini, ek protokolün 4.6 bendinde de %1 prim uygulaması konusunda tarafların mutabakata vardığını taraflar arasındaki mühhasır delil sözleşmesinin de gözetilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, davalı tarafın kampanya giderlerini davacıdan isteyebilmesi için ya da davacının mallarının satış bedelinden düşebilmesi için sözleşmede açık hüküm olması ya da taraflar arasında bu yönde uzun zamandan beri devam eden davacının da kabul ettiği bir fiili uygulamanın bulunması gerektiği taraflar arasındaki sözleşmede böyle bir hüküm bulunmadığı, hüküm olsa dahi hangi kıstaslarla ne miktar düşürüleceğinin sözleşmeyle tespit edilmesi gerektiği, oysa böyle bir tesbitin bulunmadığı, güçlü olan davalı şirketin bir dayatmasının söz konusu olduğu,
son bilirkişi kurulu raporunda da davalının kesinti yapmasının hukuki olmadığının belirlendiği gerekçeleri ile davanın kabulüne 478.810,19 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2014/17478, K. 2015/14251, 9 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama