KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2015/31 E., 2015/7147 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2015
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul-kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, dava dışı asıl borçlu ... Şti. ile ... Şubesi arasında imzalanan sözleşmeye davalıların müteselsil kefil olduklarını, kredi sözleşmesinden kaynaklanan teminat mektupları ve komisyon borçlarının ödenmediğini, ihtarnamenin sonuç vermemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazları ile takibin durduğunu belirterek, itirazin iptali ile % 40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın görülmesinde ...Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, 1994 yılında imzalanan kredi sözleşmeleri ile ilgili ipotekler verildiğini, daha sonra borçlar ödenerek ipoteklerin kaldırıldığını, 1996 ve 1997 yıllarında gönderilen ihtarnameler üzerine icra takipleri yapıldığını, icra takibine itiraz sonucu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1997/1169 esas sayılı dosyasında görülen itirazın iptali davasında verilen kararın müvekkili yönünden kesinleştiğini, bankaya borcu bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin asıl borçlu şirkete 1992 yılında ortak olup, 1993 yılında ise ortaklıktan ayrıldığını, dava konusu teminat mektuplarının sonraki tarihlerde verildiğini, kendisinin kredi sözleşmelerinde herhangi bir imzasının bulunmadığını, borca kefil olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı kefil ...'nin teminat mektupları yönünden kefalet sorumluluğu bulunmadığına dair ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1997/1169 Esas- 2002/ 706 Karar sayılı ilamının kesinleştiği gerekçesiyle adı geçen davalı hakkındaki davanın kesin hüküm nedeniyle reddine, davalı ...'un ise kefalet limiti kapsamında hesaplanan borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle, tahsilde tekerrür etmemek üzere davalı ...'un ...
İcra Müdürlüğü'nün 2010 / 14123 esas sayılı takibine itirazının kısmen iptali ile, takibin nakti alacak yönünden 123,51 TL üzerinden devamına, asıl alacak 102,00 TL'sına takip tarihinden itibaren 01.07.2012 tarihine kadar yıllık % 105 temerrüt faizi, sonrasında avans faizinin iki katı oranında temerrüt faizi ve faizlere % 5 gider vergisi uygulanarak devamına, % 40 icra inkar tazminatı tutarı 49,40.TL 'nin davalı ...'tan olarak davacıya verilmesine, davalı ... aleyhindeki fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
(1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2) Mahkemece, davalı ... açısından tahsilde tekerrür etmemek üzere davalı ...'un ... İcra Müdürlüğü'nün 2010 / 14123 esas sayılı takibine itirazının kısmen iptali ile, takibin nakti alacak yönünden 123,51 TL üzerinden devamına, asıl alacak 102,00 TL'sına takip tarihinden itibaren 01.07.2012 tarihine kadar yıllık % 105 temerrüt faizi, sonrasında avans faizinin iki katı oranında temerrüt faizi ve faizlere % 5 gider vergisi uygulanarak devamına karar verilmiştir. Ancak, 6102 sy.
TTK'nın 8. maddesine göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı serbestçe belirlenecektir. Davacı banka ile imzalanan genel kredi sözleşmesi bankacılık işi olup ticari iş niteliğinde bulunduğundan TBK.'ndaki 88. ve 120. maddesindeki sınırlamalar ticari kredilerde uygulanmaz.
Mahkemece bu yön gözetilmeden "asıl alacak 102,00 TL'sına takip tarihinden itibaren 01.07.2012 tarihine kadar yıllık % 105 temerrüt faizi, sonrasında avans faizinin iki katı oranında temerrüt faizi ve faizlere % 5 gider vergisi uygulanarak devamına karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK. m. 438/son uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/31, K. 2015/7147, 13 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama