KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2015/3694 E., 2016/2270 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
275 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından duruşmasız, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de bu istemin miktar itibariyle reddine ve incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesi uyarınca, davalı bayinin müvekkili firmadan 2500 m3 beyaz ürünü satın almayı kabul ve taahhüt ettiğini, satamadığı m3 başına 40...cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, davalının alımlarında asgari alım taahhüdünü yerine getiremediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalıya cezai şart alacağına ilişkin 132.988,37 TL bedelli fatura düzenlendiğini, ancak davalının faturayı iade ederek bedelini ödemekten imtina ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL cezai şart alacağının işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve etmiştir.
Davalı vekili, cezai şart koşullarının oluşmadığını, ihtirazi kayıt konulmadan ifanın kabul edildiğini, cezai şartın fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, uyuşmazlığın asgari alım taahhüdünün 2. yıl dönemine ilişkin cezai şart alacağından kaynaklandığı, 2. yıl döneminin 18.11.2010 ile 17.11.2011 tarihleri arasındaki dönemi kapsadığı, oysaki dava konusu döneme ilişkin cezai şart faturasının henüz 2. yıl dolmadan düzenlendiği, bu dönemle ilgili cezai şart talep edilemeyeceği, diğer bir deyişle cezai şart alacağının henüz muaccel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/3694, K. 2016/2270, 15 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama