KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2015/825 E., 2015/12745 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2015
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, icra dosyasındaki senette müvekkilinin kefil konumunda olup, senedin borçlusunun eski eşi ... olduğunu, senedi icra takibine koyan alacaklı ..., diğer borçlu ... ve senet borçlusu ...'ın uzun dönem metro sürücüsü olarak birlikte çalıştıklarını ve yakın arkadaş olduklarını, icra takibine konu senet üzerinde bedel, ödeme tarihi, tanzim tarihi, lehdarı yok iken bedelsiz şekilde davalılardan ... ve davacının eski eşi ... tarafından müvekkiline imzalattırıldığını, aslında senet borçlusu ... ve davacının, ...'ye herhangi bir borcunun olmadığını, davacının bu senedi imzaladıktan sonra eşi hakkında boşanma davası açtığını,
eski eşi ... aleyhinde nafakaya, maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, ... aleyhine nafakalar için icra takibi yapıldığını, nafakaların tahsil edilemediğini, bu nedenle senedin eski eşi ... ve davalılar tarafından üzerine rakam ve tarih yazılarak işleme konulduğunu, ayrıca davacının kefaletinin yazılı rıza bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava hakkında 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, söz konusu senede davacı kefil olurken kocası ...'ın da aynı senedin borçlusu olduğunu, davacının kocasının yazılı izni olmadığından bahisle kefilliğinin geçersiz olduğunu ileri sürmesinin tamamen hakkın kötüye kullanımı olduğunu, senedin ...'nin adına düzenlendiğini ve ciro yolu ile müvekkiline geçtiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davaya konu senedin davacı ve eşi tarafından kendisine imzalı ve yazılı olarak verildiğini, senedi borçlu olduğu ...'a ciro ederek verdiğini, senetteki imzanın ...'a ait olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu ve asılsız iddialar yönelttiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının iddia ettiği gibi imzasının bedel kısmından çok önce imzalandığı hususunun sabit olmadığı, bu şekilde senet üzerine imza koymak üzere senet bedeli yönünden aval sıfatını kazandığı ve senet bedelinden sorumlu olduğu, senet metnine göre davacı ve boşanmış olduğu eşinin aynı senette borçlu ve aval olmaları sebebi ile ve bononun tanzim tarihi itibariyle eş rızası aramanın söz konusu olmadığı, bononun mahiyetine aykırı aksini gösterir deliller mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/825, K. 2015/12745, 14 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama