KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2017/3866 E., 2019/1908 K.·19. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
378 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince ve katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, dava dışı ... ile davalı banka arasındaki genel kredi sözleşmesine müvekkilinin kefil olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı tarafından takip başlatıldığını, müvekkilinin ödeme yaptığını ve borçtan ibra edildiğini, buna rağmen takibe devam edildiğini ileri sürerek, müvekkilinin takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve %20 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın dava şartı (görev) yokluğundan reddine dair verilen karar Dairemizin 02/05/2016 tarih 2016/384 E. ve 2016/8097 K. sayılı ilamıyla ''Dava, icra takibinden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı borçlu bulunmadığının ispatı için İİK'nun 72/1. maddesi uyarınca menfi tespit davası açabilir. Bu nedenle mahkemece davanın esasına girilip yargılamaya devam edilmesi gerekirken dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.''gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda,davalı banka tarafından yapılan takipte davacı tarafça sorumlu olduğu miktar ödendikten sonra banka tarafından davacı 09.07.2006 tarihi ile 18.07.2007 tarihinde hem borçtan dolayı hem de kefaletten dolayı ibra edildiği,davacının davalı banka tarafından ... 3.İcra Dairesi'nin 2014/6380 esas nolu dosyasında borçlu olmadığı, davacı tarafından davalı bankaya ödemenin yapıldığı açık olduğu,davalı basiretli bir tacirden beklenmeyecek şekilde ödemeye rağmen davacı aleyhinde icra takibini yenileyerek takip yoluna gidildiği gerekçesiyle davacının davasının kabulüne ve ödeme miktarı üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş,hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz dilekçesi davacı vekiline 30/06/2017 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği ancak katılma yolu ile temyiz dilekçesinin HUMK’nun 433/2. maddesinde belirtilen on günlük yasal süre geçirildikten sonra 12/07/2016 tarihinde temyiz edildiği,UYAP üzerinden ve dosya kapsamındaki belge ve bilgilerden anlaşılmış bulunduğundan davacı vekilinin süresinde olmayan katılma yolu ile temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2017/3866, K. 2019/1908, 21 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama